Geri Bildirim
Adı:
Kültür ve Dil
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
201
ISBN:
9789759952815
Kitabın türü:
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Türk dili ve kültürü üzerinde söz söyleyenler, ayrı kanaat ve ilkelerden hareket etmenin tabii neticesi olarak ayrı neticelere varmaktadır. Ayrı ilkeleri belirleyen temel unsurlar arasında Türk kültürünün kaynakları, İslam dininin Türk toplumunun yapısına etkileri ve Batılılaşma meselesinin boyutları gibi önemli konular vardır.

"Eşyayı kullanma ve ona hakim olma tarzı" şeklinde tarih edilen kültür, bir çok yerde ancak dil sayesinde, ifadeye bürünmekte ve manalar kazanmaktadır. Bu noktada dili kültürden, kültürü de ortaya çıktığı ve boy verdiği ortamın ortamın dünya görüşünden ayrı düşünmek mümkün değildir.

Prof. Dr. Mehmet Kaplan, elinizdeki eserinde bu önemli konulara açıklık getirmektedir.
(Arka Kapak)
anahtar kelimeler: kültür, dil

her üniversite çağına gelmiş, edebiyat okuyan öğrencinin okumasının farz olduğu mehmet kaplan’ın deneme kitabı.
kaplan, “kültür, dilden doğar.” der. fakat bu onların ayrı semantiklere sahip olduğu gerçeğini değiştirmez. belli bir insan topluluğuna (millet) ait sesli göstergeler dizesi dil olarak nitelendirilir. aynı millete mensup toplumlar, aynı dili konuşurlar. milletin oluşumu ile birlikte maddi ve manevi özellikler oluşur. bu özelliklerin bütününe kültür denir. kültür, bir toplumun kimliğin oluşturur, onu diğer toplumlardan farklı kılar.
mehmet kaplan kitapta “ağaç da bir kültür mahsulüdür.” der. atalarımız ağaç ile mimariyi uzlaştırmışlardı.
bununla beraber kitabında sıkça yahya kemal’i methetmiş, hatta “kendi gök kubbemiz” şiirine de yer vermiştir. türk asıllı olmayan, fakat yüzlerce yıldan beri türkler tarafından benimsenmiş, sevilmiş, türk kültürüne hizmet etmiş “saat, hür, mimar, sükûnet, tarih...” gibi kelimelerin türkçe’den atılırsa, şiirlerin güveler tarafından yenilmişe benzeyeceğini söyleyerek öz türkçe akımını yermiştir.

kültürü dilden ayrı tutmak, onu dilin içine ihtiva etmemek millet kavramına aykırı ve yanlış bir tutumdur. konuyla ilgili kitaptaki bir pasaj: “ milli şuur” adı üstünde “şuur” demektir. şuur ise bilmek, farkına varmak mânasına gelir. milletinin tarihini bilmeyen, kelimenin gerçek mânası ile “milli şuur”a sahip olamaz.
Edebiyatla ilgilenen herkesin okuması gereken bir eser. Özellikle edebiyat bölümünde okuyorsanız yahut yeni mezunsanız Mehmet Kaplan’ı iyi anlamalı ve okumalısınız bence. Türk Dilinin temel sorunlarını, kültür meselesini izah eden en güzel eserlerden. üniversitelerde genellikle Mehmet Kaplan’ın hikaye ve şiir tahlilleri okutulur halbuki bu eser hem anlatımın işlekliği hem de değindiği meseleler bakımından öncelikle okunması gereken bir eser.

Benzer kitaplar

Bir ülkeyi yalnız orduları değil, fikir adamları, şairleri, ressamları da korur. Bilgi ve sevgi de bir koruma vasıtasıdır. Hem de en güzel , en tesirli koruma vasıtası !!
Eser Mehmet Kaplanın çeşitli zamanlarda yazdıkları denemelerin bir araya getirilmesi ile oluşturulmuş. Denemeler, arasında ufak tefek düşünce farklılıkları var, bunun da normal karşılanması gerek çünkü denemelerde 1945 yılında yazılmış olan da var, 1982 yılında yazılmış olan da. Arada ki yaklaşık kırk yıllık zaman farkı insanın düşüncelerinin değişmesi olasılığını da mümkün kılıyor. Genel olarak Kültür üzerine yazılan denemeler ile başlayan eser, daha sonraları kültürü oluşturan en büyük değerlerden dil üzerene yazılmış denemeler ile son buluyor. Ancak yazarın dil konusunda ki ileriye dönük olarak yaptığı tespitlerden yerinde olmayanları da yok değil. Örnek verecek olursa yazar 1982 yılında yazmış olduğu eser de Türkiye'de o dönemde küçük bir çevre tarafından kullanılan ''ulus'', ''örneğin'', ''saptamak'' gibi kelimelerin günlük yaşama asla yerleşemeyeceği tahmininde bulunuyor. Bu tahminin yerinde olmadığını, Bugün bu kelimelerin günlük yaşantımızda sıklıkla başvurduğumuz kelimelerden olması açıkça gösteriyor.
Eser Kültürümüzü ve Dilimizi nasıl korumamız ve geliştirmemiz gerektiği konusunda bizlere telkinlerde bulunup, kendi fikirlerini de bizlere anlatmaktan çekinmiyor. Özellikle yabancı kelimelere bakış açısı benim de kelimelere bakışımla örtüşüyor. Sonuç olarak fikrimce okunması ve kütüphanenizde yer alması gereken bir kitap.
Ünivesite 1 zamanında Türk dili dersinde hocanın verdiği ödev kitabıydı. 15 makanenin özetini istemişti. Az bile istemiş. Her makaleden ayrı ayrı şeyler öğreniyorsunuz. Lise müfredatında okutulması gereken kitap niteliğinde
"Bir ülkeyi yalnız orduları değil, fikir adamları, şairleri, ressamları da korur. Bilgi ve sevgi de bir koruma vasıtasıdır. Hem de en güzel, en tesirli koruma vasıtası."

"Kültür" ve "Dil" kavramlarının bir milletin varoluşu ve gelişimi açısından önemini dile getirmeyi amaçlayan bu eser, Mehmet Kaplan hocanın uzun bir zaman diliminde kaleme aldığı makalelerinden oluşmaktadır. Kitabın içerisinde yer alan Öz Türkçe - Osmanlıca tartışmaları, dil devrimiyle ilgili bize farklı bakış açıları kazandırmaktadır.
Ne yazık ki sıkılarak bitirdiğimi söylemek mecburiyetindeyim; kitabın yapısına tam olarak dikkat etmedim yahut neye göre ve kim tarafından oluşturulduğuna dair tam manasıyla bir fikrim yok (Ön sözünde denemelerinin bir kısmının toplandığını söylüyor ancak bunu kendisinin yapmamış olduğunu ümit ediyorum.) fakat tamamen yanlış bir düzen içerisinde bir araya getirildiği hakkında tartışabilirim. Makaleler ya da denemeler, her ne denirse, farklı yıllarda yazılmış ancak neredeyse hepsi birbirini tekrarlıyor. Bir cümleyi belki on defa benzer şekillerde gördüğümü rahatlıkla iddia edebilirim, bu benim gözümde oldukça hoş olmayan bir şey zira bir yenilik söz konusu olmadığı gibi düşüncelerini destekleyen cümlelerin de değerini yitirmesine sebep oluyor. Söylendiği gibi derleme olması da durumu kurtaran bir vasıf değil maalesef şayet bir kitap vücuda getiriliyorsa, bundan çok daha iyisi yapılmalı fikrimce; düzeltilmeli, eklenmeli, çıkarılmalı vs.

Üstelik yine ön sözünde, Mehmet Kaplan, "düşünceyi bozduğu için polemiği sevmediğini" dile getiriyor lakin kitabında yer yer hoş olmayan polemiklerle birlikte tabirlerle de karşılaşıyoruz; sayfa yüz kırk üçteki gibi: "kırıtgan kadınlar".

Fikirlerinin çoğu haklı bir dava üzerine oluşturulmuşsa da, yer yer oluşturulma şekline yahut oturtulamamışlığına bağlı olarak ters düştük yazarla. Açıkçası ben beğenemedim. Bu konuda, benzer fakat kesinlikle çok daha yetkin bir şeyler okumak isteyenler için Nihad Sami Banarlı'dan "Türkçenin Sırları"nı tavsiye ederim.
Kesinlikle üniversite de bazı bölümlerde ders kitabı olarak okutulması gereken kitap. Çoğu sorunu irdeleyip sorunu ve cevabı olarak okuyucuya sunuyor. Türk kültürü dili ve sanatında önemli tespitler yapan Mehmet Kaplan yeri geldiğinde öğüt ve öneri vermekten de kaçınmıyor . soru işaretlerim olan birçok konuyu açıklığa kavuşmamı sağladı. Devamlı elimin altında tutucağım bir kitap.
Türk kültürü ve dilinin kaynakları ve geçirdiği devirlerden (İslâmiyet öncesi, İslâmiyet, batılılaşma sonrası dönemleri) kalkarak Türkçenin bugünkü durumu, Türk kültürünün kaynakları olarak gelenekler, din ve Türk insanı üzerinde tespitler yapılmakta bunların mevcut durumlarıyla uzlaşma-ayrılma noktaları açısından getirilen teklifler değerlendirilmektedir. Hoş tespitler ve akıcı bir dile sahip...
Kültür ve dil üzerine istifade edilebilecek önemli bir kaynak kitap. Liselerde 100 temel eser içinde geçmesi isabetli bir karar. Donanımlı yazar; satır aralarında ufuk açıcı, okumaya yönlendirici bilgiler sunuyor.
Konuşma bir insan hakkında pek az bilgi verir. Kültürlü bir insanı tanımak için okuduğu, bilhassa tekrar tekrar okuduğu kitapları bilmek lazımdır.
Türkçüler Batı’nın ilim ve tekniğini reddetmedikleri gibi, din aleyhtarı da değillerdi. Onlar da batıl inançlara çatıyorlardı, fakat dinin özüne, esasına dokunmuyorlardı.
Dinî inançlar ve müesseselerin yıkıldığı ülkelerde, onların yerini birer din müesseseleri haline gelen ideolojiler almıştır. Dinler gibi çağdaş ideolojilerin de duaları, ilâhileri, efsaneleri, mabedleri, heykelleri, resimleri vardır. Fakat aklî temele dayanan ideolojilerde dinlerdeki derinlik, güzellik ve derin mânalar yoktur.
Anayasa’da “resmî dil Türkçedir” denildiği halde, Türkiye’de öğretim dili Türkçe olmayan okullar ve üniversiteler vardır. Bu durum Anayasa’nın lafzına ve ruhuna aykırı değil midir?
Yüzyıldan beri Batılılar Türkleri incelemeyi bir bilim dalı haline getirmişlerdir. Bu ilme “Türkoloji” adı veriliyor.
Türkiye’de Kur’an’dan sonra en çok Mevlana’nın Mesnevi’si okunmuştur.
Fabrika işçisi, koyulduğu makineyi âdeta düşünmeden kullanır. Bu da onu makinenin bir parçası yapar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kültür ve Dil
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
201
ISBN:
9789759952815
Kitabın türü:
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Türk dili ve kültürü üzerinde söz söyleyenler, ayrı kanaat ve ilkelerden hareket etmenin tabii neticesi olarak ayrı neticelere varmaktadır. Ayrı ilkeleri belirleyen temel unsurlar arasında Türk kültürünün kaynakları, İslam dininin Türk toplumunun yapısına etkileri ve Batılılaşma meselesinin boyutları gibi önemli konular vardır.

"Eşyayı kullanma ve ona hakim olma tarzı" şeklinde tarih edilen kültür, bir çok yerde ancak dil sayesinde, ifadeye bürünmekte ve manalar kazanmaktadır. Bu noktada dili kültürden, kültürü de ortaya çıktığı ve boy verdiği ortamın ortamın dünya görüşünden ayrı düşünmek mümkün değildir.

Prof. Dr. Mehmet Kaplan, elinizdeki eserinde bu önemli konulara açıklık getirmektedir.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 116 okur

  • Elif Şahin
  • Tuba A.
  • Sena Erbay
  • Muhammet Emin Aktaş
  • Mehtap üstündağ
  • Öykü Duru
  • Sider Melek KARA
  • Asiye
  • Rufat Taghiyev
  • HATİCE KESKİN

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.5
14-17 Yaş
%1.8
18-24 Yaş
%23.6
25-34 Yaş
%38.2
35-44 Yaş
%20
45-54 Yaş
%7.3
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%59.7
Erkek
%40.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (8)
9
%21.9 (7)
8
%28.1 (9)
7
%15.6 (5)
6
%3.1 (1)
5
%3.1 (1)
4
%0
3
%3.1 (1)
2
%0
1
%0