sıradan bir adam

sıradan bir adam
@heygidikuheylan
·alıntı ve inceleme /sosyal ve siyasal bilimler
Müslüman Türkler bu çağda ne yapmalı?
Türkiye'yi yöneten sermaye güçleri, Müslüman Türklerin örgütsüz ve parasız olduğunu iyi biliyor. Bunu her zaman kendi lehlerine çevirmeyi adeta vazife edinmiş durumdalar. Peki sermaye dışında kimler korkuyor? Ulusa düşman olan feodal yapılar, kapalı devre örgütler veya zararlı cemiyetler diyebiliriz. İşte bundan dolayı, Müslüman Türklerin yapması gereken ilk iş finansal özgürlük kazanacak kadar yatırım yapmak olmalıdır. Çünkü özgürlük, güç demektir. Osmanlı'nın neden battığını hatırlayalım: Gayrı-müslim olan komprador burjuvazi parayı yönetiyordu da ondan... Özetle; parayı yöneten devlet aygıtını da yönetir. Devlet aygıtına demokratik tepki oluşturabilir. Sistemi yıkamasak bile en azından sistem içinde güç kazanmak zorundayız. Ulus, örgütlü olmasa bile yan yana durmak zorunda. Belki siyasetin kötü durumunu değiştirme "şansımız" olabilir. Bundan dolayı, Cumhuriyetçi, milliyetçi ve bireysel anlamda zengin olmak zorundayız. Borç batağında yüzen biri, bırak siyaset kurumunu etkilemeyi, dertten başını bile kaldıramaz. Gereksiz borç edinmeyin. Ayrıca fazla bireysel olmayın, ulus olmanın getirdiği asabiyeti kaybederseniz, büyük toplumsal risklerden korunamazsınız. Müslüman Türklerin cumhuriyeti, Müslüman Türklerin elinde kalmak zorundadır. Vesselam.
Siyaset
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·198 syf.·
2026 18. kitabı
Philip Pettit
8/10 · 8 okunma
Sermaye'nin fethi, fethin sermayesi:
Türk mimarisi diye bir şey var. İçinde sofası, avlusu, küçük bahçesi olan geleneksel Türk evleridir bunlar. Bize özgü bir İslâmî tını sezersiniz. Arazi, nüfus, maliyet, piayasa koşuları derken belki büyükşehirlede bunları yapması zor olabilir. Ama taşranın en ücra kasabasında bile ucube sıvalarla bezenmiş beton yığınları talep görüyor. Yine eski Türk mimarisine yönelik talep yok. Neden? Bana kalırsa bunun cevabı çok açık: Hayatta kalma gailesinin, estetik kaygılara galip gelmesi. Evrimsel biyolojide bunun psiko-biyolojik bir açıklaması vardır muhakkak ama konumuz bu değil. Hayatta kalma telaşesi, sadece halk tabanında olmadı. Devlet elitlerinde de bu telaşe vardı: Modern Türklükte, ulusun kıt kaynaklarını verimli kullanma düşüncesi, yıllarca sağlıklı kentleşmeye bir "mazaret" olarak kabul edildi. Kalkınmacı modernlik ve onun siyasal uzantısı olan "ulus inşası" ile yakından kesişiyordu bu düşünce. Ancak her mazaretin bir süresi vardır; Ulus inşası gerekçesiyle çarpık kentleşmeye 80-90 yıl boyunca izin verildi. Üç büyük şehirde sermaye yığıldı. Peki şimdi niye izin veriyoruz? Ruhsatsız yapılar, kaçak imarlar, satılmış milli araziler, daracık, sıkış sıkış kent hayatı... Bu rezillik neden? Modernizm ve serbest piyasa, ulus inşaasını tamamladıysa, kentleşmeyi bozan unsurlara neden izin veriliyor? Cevap açık: RANT. İşte rant devreye girdiği andan itibaren, kentleşme sorunlarının siyasal-olandan ayrı düşünemeyeceğimizi görüyoruz. Modernizm ve serbest piyasa derken, bir baktık ki verimlilikten kasıt, sermayecilerin kâr marjından başka bir şey değilmiş. Siyasal elitler, hâlinden memnun. Halk da memnun: akmasa da (rant) damlıyor tavrı alınmış, taa 1950'den beri. Üzülerek söylüyorum ki, klâsik demokrasinin öngördüğü şekilde olan "hukuka uygun hareket eden ve plan
Siyaset
Ortada rasyonellik kalmayınca:
Tavsiye-1: Girişimci olun, diplomaları unutun! [Sonuç: Yüksek faiz, borç için kredi azlığı vardır] Tavsiye-2: Yazılım/dil öğrenin, geri kalmayın! [Sonuç: Yapay zeka çıkar, istihdam düşer] Tavsiye-3: Memur olmayın, zanaat öğrenin! [Sonuç: Devlet, yanlış kişilerin elinde olur] Tavsiye-4: Birikim yapın, tüketmeyin! [Tasarruflar, enflasyon altında ufalarak yok olur] Bu çağın temel sıkıntısı şudur: Verilen tavsiyeler mantıksız demiyoruz, ama verilen tavsiyelerin "alternatif maliyeti" HESAPLANAMIYOR. Bu belirsizlik, genç nesile kocaman bir kaygı olarak geri dönüyor. Yani, sistem rasyonelliğini kaybetti. Bu sistem onarılmalı. Ama bunun için çabalayan siyasetçi yok. Ortada rasyonellik olmayınca, siyasetten ekonomiye kadar her şey, insan ilişkilerinin "insafına"bırakıldı. Böyle şey olur mu? Emeği geçenlerin ateşi bol olsun.
Siyaset