Bütün eğitim hayatı boyunca öğrenci, pasif olmayı-düzgün oturmayı, bilgiyi alıp papağan gibi tekrarlamayı-öğrenmiş. Şimdi tümüyle etkin olması, zorlandığı yerleri kendi teşhis etmesi ve aktif bir biçimde bunların çözümlenmesini sağlaması isteniyor. Tam tersini yapmaya koşullandırmış bir öğrenciden çok şey istemek demek bu.
Konular birbirinin içinden doğar; bir konunun zirve noktası bir diğerinin başlangıcıdır. Daha önceki bir konudaki boşluk ya da yanlış anlama, daha sonraki konuda öğrencinin takılmasına yol açar.
Müfredatları standartlaştırabilirsiniz ama öğrenmeyi standartlaştıramazsınız. Hiçbir beyin bir diğerine benzemez; sonsuz derecede incelikli bilgi ağının içinden geçen hiçbir yol, bir başka yolun aynısı değildir. En iyi hazırlanmış standart testler bile, her öğrencinin kendine özgü bir biçimde anladığı belirli bir fikir alt kümesinin ne kadar kavrandığını ancak yaklaşık bir şekilde gösterebilir. Öğrenme konusundaki kişisel sorumluluk, her öğrencinin biricikliğini kabul etmekle el ele gider.
Temiz kategoriler ve belirli bir ders süresinde güzelce oturan öğretme modellerine yönelik hatalı tutkumuz yüzünden, öğrencileri bu bağlantıları görmenin faydalarından-fizyolojik faydalar bunlar-yoksun bırakıyoruz.