“Yeşil bir yoldur hayat, bütün sonbaharlara inat beklemektir baharı...”
Uzun yolculuklardan yeni döndüm üstadım!
Bu kitapla tanışma hikayem çok da olağandışı değil. 2022 yılının bir mayıs ayı yaptığım okul gezisinde son durak olan bir avm'nin bodrum katında açık olan bir stant kitapçıdan aldım o sıralar konusu ilgimi çekmişti fakin okumaya zaman bulamamıştım. Kısmet bugüneymiş
Bir kitaptan en büyük beklentiniz nedir? Ben; beni duygusal olarak etkileyebilecek bana bir şeyler aşılayacak, kitapta geçen karakterle empatiyi rahat kurduracak bir alkış beklerim. Deneme türünde yazıları okumayı seviyorsanız ve henüz yeni başlamışsanız bu kitabı önerebilirim. Lakin basit şeyler sizi tatmin etmiyorsa ki en basit cümlede bile size katkı sağlayacak bir şeyler bulmak zor değildir bana göre, okumanız sizin açınızdan yetersiz gelebilir. Kitap henüz 16 yaşında bir gençken sevdiği bir kıza açılamayan yazarın hayatıyla başlıyor. Ahsen bu aşkı, bu derin sevgiyi hiç bilmedi ama biz okuduğumuz bu satırlarda genç bir delikanlının ilk defa aşkla tanışmasını ve yüreğinde yeşeren saf aşk ile tanışarak başlıyoruz.
“Senin aklına bile gelmez benim unutamadıklarım.”
Sadece bu gençlık hayranlığıyla kalmıyor yazarımız döneminin sorunlarına da değiniyor. Gerek siyasi gerek insanımızın eksiğine... Isyan ediyor, bizim susup durduğumuz, görmezden geldiğimiz şeylere isyan ediyor. Başka bir deyişle gözümüzü açıyor.
“Karanlık bir gecenin sabahı gibiyiz Ziya, güneş açıyoruz, aydınlatıyoruz, ısıtıyoruz ve bitiyoruz. “
Kitabın en sevdiğim yanı hemen hemen çoğu konuya değinmiş olması. Lakin tekrara düştüğü birkaç nokta var: Sevgi, umut ve mutluluk....
Cevabını bulamadığı sorular üzerinde yıllar geçtikçe tekrar tekrar durmuş yazarımız. Ama sonunda fark etmiş olmalı ki bu soruların cevabı yok ya da herkese
“Bir erkeğin hayatındaki her harekette sergilemesi gereken namus namına, gerçeğe ve ilkelere bağlılık namına, sahtekârlığı ve küçüklüğü hor görmek namına hiçbir şey yok."