Örneğin Stoacılar, bir tiyatro oyunundaki oyuncular gibi olduğumuzu söylerler. Şu ya da bu rolü seçen biz değiliz ama rolü iyi ya da kötü oynamada, oynamaktan keyif alıp almamada özgürüz.
Mutluluk acının karşısında yer almaz. Büyük bir acının içinden geçerken dingin, hatta sevinçli olabiliriz. Doğum yaparken acılar içinde olan bir kadın, aynı zamanda bir çocuğa hayat vermenin sevinci içinde olabilir. Hepsi bir bakış açısı meselesi.
Ben biraz kendilerine "Ölümün tersi nedir?" diye sorduğunuzda, hemen hemen bütün Batılıların "hayat" cevabını verdiği yerde, "doğum" diye cevap veren Hintliler gibiyim. Hayatla ölümü karşıt şeyler olarak görmüyorum ama doğum ile ölümü hayatın temel uğrakları olarak, zihnin ya da ruhun hayatının iki durağı olarak düşünüyorum. ...
...