Televizon için hakkında bir belgesel hazırladığım ressam
Edouard Pignon'un bir anekdotunu hatırlıyorum. Zeytin ağaç
larının gövdelerini resmederken bir çocuk geçiyormuş; tablosu
na baktıktan sonra, ona: "Bu yaptığın hiçbir şeye benzemiyor"
demiş. Pohpohlanan Pignon: "Bana en güzel iltifatı yaptın, baş
ka hiçbir şeye benzemeyen bir şey yapmaktan daha zor bir şey
yoktur."
Çocuklarım kimseye benzemiyorlar. Sürekli diğerlerinden
farklı olmaya çalışmış birisi olarak bu durumdan memnun ol
malıydım.
Ne zaman bir mağazaya kıyafet bakmak için girsem, bana:
"Bu çok beğeniliyor, on tane kadar sattım dün" demeleri, satın
almamam için yeterli oluyordu. Diğerlerine benzemek istemi
yordum.