Varoluşun en temel sorusunu soramayan ruh, bocalar. Ben neyin hikayesiiyim? Demeyen, kendi kalemini bırakır başkalarına; Öykünün yabancısı olur. Başkalarının sözlüğü ile adını koyan, kendi dilini unutur. Ne uğruna yaşanır?, Hangi amaç uğruna direnilir? Sorularını çözemeyen, başkalarının hikayesinde sönük bir dipnot olarak kalır. 
Gerçekten daha mı özgürüz, yoksa sadece daha akıllı kafeslerimiz mi var? Yüksek binaların gölgesinde, akıllı telefonların soğuk ışığında, reklam tabelalarının “sen farklısın !” yalanların da boğulmuş bir insanlık, hangi özgürlükten söz ediyor ?
Ekranların soğuk ışığında ısınmaya çalışan yüreklerimiz, görünür olma telaşı ile çarpıyor. Kendimizi gösterme yarışında, kendimizi kaybetme paradoksunu yaşıyoruz. Her tık sesinde varlığımızı yeniden doğrulamaya çalışıyoruz. Hafızamız enformasyon Selin’in ortasında bocalayan bir kayıkçı; nereye kürek çekeceğini unutmuş sadece akıntıya direnmekle meşgul.