İnsan zihni çok büyük sayıları ve çok uzun zamanları kafasında canlandıramıyor, çünkü her canlı etrafına göre evrimleşmiş ve kapasitesi ona göre. Bizler matematik bilimi sayesinde aklımızın alamayacağı sayıları hesaplayabiliyor ve yazıya dökebiliyoruz ama hakiki ağırlıklarını hiçbir zaman gerçekten kavrayamıyoruz. Bu kısa romanda da yazar, çok büyük sayıları ve dolayısıyla çok uzun zamanı korkuya dönüştürmüş ve cehennemi yapmış.
Konsepti ve fikri çok başarılı bir kitap. Farklı cehennem tasviri ile kesinlikle ilginç bir okuma deneyimi sunuyor. İnsan zihni hayallerini de korkularını da yansıtarak yaşıyor, geleneksel olarak bir cehennem hayal ettiğimizde etrafımızda da yaygın olarak gördüğümüz fiziksel şiddeti en ağır ceza olarak canlandırıyoruz. Steven L. Peck'in cehenneminde ise fiziksel acı yok, kötü yaşam koşulları da yok; yediği önünde yemediği arkasında cehennemdekilerin.
Cezaları ise aklımızda sonsuz ile aynı noktada yer alacak bir süre kadar monoton bir hapishane hayatı sürmek aslında. Hayat derken de sadece yaşamak, yeni bir şey deneyimlemek mümkün değil, sanat eseri üretmek tüketmek mümkün değil, yaşlanma yok, eğlenme yok, aile kurma yok, seyahat etme yok. Milyarlarca (demenin az kaldığı) yıl boyunca uçsuz bucaksız bir hapishanede sadece sana benzer insanlarla bir arayış var, gerçek bir cehennem...
"And so it turned out that only a life similar to the life of those around us, merging with it without a ripple, is genuine life, and that an unshared happiness is not happiness... And this was most vexing of all," he noted, "HAPPINESS ONLY REAL WHEN SHARED."