Sultan V. Murad’ın sarayında görevli bir kadının Yunanistan’a kaçırarak bir doktor vasıtasıyla rahibelere teslim ettiği 5-6 yaşındaki bir kız çocuğunun akıbetini dert edinmesi, Sultan II. Abdülhamid’in hassasiyetini gösteriyor. Kızın kaçırılmasından 15 sene sonra kızın kurtarılmasını sağlaması ve Yıldız Sarayı’na getirtmesi, bu özelliğinin en belirgin örneklerinden, hatta getirtmekle kalmayıp eğitimi ile ilgilenmesi dikkat çekici başka bir husustur. Burada kızın eğitimiyle ilgilenir. Türkçe öğrenen kız bir daha Fransızca konuşmaz ve hatta Fransızca bir kelimeyi dahi ağzına almaz. Sonrasında bu kızı birisiyle evlendirdiğini anlatan II. Abdülhamid, “bir Müslüman hiçbir vakit başka bir dini kabul edemeyeceğini ispat” olarak bunu zikrediyor.
Radikal Fransa dâhil emperyalist devletler ne kadar laik ve seküler olduklarını iddia ederse etsinler, kadim Hristiyan bölgeleri dâhil dünyanın dört bir yanında Katolik ve Protestan Hristiyan Misyoner faaliyetlerini doğrudan destekledikleri biliniyor.