Merve Ertem

Merve Ertem
@Merveertem
Öğretmen
31 okur puanı
Eylül 2024 tarihinde katıldı
“Sokrates, talebesi Platon'un da bize aktardığı üzere, "Bildiğim tek şey bir şey bilmediğimdir," demiştir. Her şeyi aklınızdan bir yaprak kalkar gibi, sorgu sualle, düşünmeyle, kendi mantığınızla bulacaksınız; bulduklarınızı birbiriyle mukayese edeceksiniz. Eğitimde en önemli konu işte bu yöntemdir ve bunu çocuğa anne-baba veremez.” İlber Ortaylı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
“Zihin, bütün biçimlerin yansıdığı ve tek bir biçim oluşturdukları aynadır.”
“Anlam, dışarıdan verilmiş bir görev değil, içeriden yaratılan bir histir. Ekranlar bizi 'mikro-etkileşimlere' hapseder. Oysa insanın ruhsal sağlığı için doğanın karşısında, yıldızların altında veya büyük bir sanat eserinin önünde 'huşu' hissetmeye ihtiyacı vardır. Ruhsallık (Spirituality) sadece dinle ilgili değildir; dikkati kendimizden uzaklaştırıp daha büyük, daha yüksek veya daha kutsal bir şeye yöneltme yeteneğimizle ilgilidir."
“Şiir ilk defa nasıl ortaya çıkıyor? Bütün dinlerin tan yeri ağarırken veya akşam güneş batarken yapmakta olduğu ritüeller vardır. Bu ritüellerde telaffuz ettikleri bazı sözler vardır. Hangi dildense, Arapça, İbranice, Aramca… Onların bazıları ritmiktir, o ritmik ifadeler şiirin kaynağıdır. Şiir oradan doğmuştur. Şiirin tarihinde dinlerin tarihiyle örtüşen çok önemli noktalar vardır. Buna sanat tarihçileri diğer sanatları da katıyorlar. Şairin övgüsünde dil şenlikli, tefekkür dolu bir sükûnete ulaşır. “Bizim millet şiirle öğrenir, şiirle düşünür” İlber Ortaylı Yahya Kemal’in; “Şiir kalbten geçen bir hadisenin lisan halinde tecelli edişidir; hissin birdenbire lisan oluşudur… Şiir bir nağmedir… Bu nağmeyi ifade etmek için vezin ve lisan ancak ve ancak bir alettir” “Hepimiz şiir yazarız; ama şairler bunu kelimelere döker.”
Osmanlı’da tasavvufun talim edildiği tekke ve dergah denilen özel mekanlara devam eden kimselerin inisiyatik olarak almış oldukları tekamül dersleri olurdu. Bu işin esas olan enfüs ve dikey (vertikal) yönü idi. Bu esasa bağlı olarak oraya devam eden kişilerin marangozluk dahil, hakkaklık, hattatlık, şiir söyleme ve beste yapma, muhtelif sanatsal üretimlerde bulunmaları da meselenin yatay ve afaki (horizontal) yönü idi. Sanattan anlamayan tasavvuf ehli ve tasavvufu bilmeyen sanatkâr, olacak bir şey değildi.