Felsefe, sorulara kesin yanıtlar almak için değil,
çünkü kural olarak kesin yanıtların doğruluğu bilinemez, soruların kendileri için öğrenilmelidir;
çünkü bu sorular neyin olanaklı olduğu üzerindeki kavrayışımızı genişletir, düşünsel imgelememizi zenginleştirir ve zihni kurgulara kapayan dogmatik güveni azaltır; fakat her şeyden önce çünkü felsefenin, önünde düşünceye daldığı evrenin büyüklüğü yoluyla zihinde büyümüş olur ve en yüksek iyiyi yani, evrenle bütünleşme yeteneğini kazanır.
Bakış açılarına ve algılara takılıp kalanlar, dünyayı ve insanları inciterek gezerler.
Zihniniz ne kadar katı ise kırılmaya o kadar müsaitsinizdir.Kalıp yargıların içine sıkışıp kalmak, ilerlemeye ve başka bir çıkışı görmeye engel olabilir.
Hiçbir şeyin çözümü tek ve mutlak değildir.
Esnek bir zihnin kendisine ve karşısındakine karşı sergileyeceği tavır çok daha yapıcı olabilir.