"Kızım, karnından değil kalbinden sevendir ana. Analar güçlü çocuklar doğurduğundan eminse evladının yiğitliğini göreyim deyin yıldız olup göğe ağar. Sen yıldızları gündüz yok mu sanırsın? Ne aydınlık ne karanlık onları yok eder. Görmezsin gündüz ama bilirsin oradadır.
Oradadır işte! Göğün mavisine, grisine, karasına, kızılına karışır da oradan sana bakar. Ne zaman özlesen bir ıslık çal. Seni duyar. Bir rüzgâr ıslığını yüce dağ başına götürür. Ulu dağlar ak bulutlara... Bir bakmışın senin ıslık anana eletilmiş. İşte böyle Nenanne'sinin kuzusu."
Maviyle yeşil kavuşmasınlar diye bu arzulu kolların kesildiği hepsinin aynı boyda olduğundan belli. İnsan ne garip Nenanne! Yüksek bir sanatkârın birbiriyle iç içe koyduğunu kendi dünyasında keskin olanla ayırıyor. Kimi duvar, kimi makas... Fark etmiyor... Kendi sanatını var etmek için ilahi resmin dışında bir çerçeve düzenliyor.
"Doğruları söylemek kolay." durup bana göz ucuyla bir bakış attı".. ama kelimeler eylem olmadan anlamsızdır"
“Bazen de eylem, en doğru kelimeleri yalancı çıkarabilir”
dedi Gareth.