Ne kadar kolaydı yalan söylemek ve ne kadar basit şeyler için yalan söylüyorduk. Hiç gerekmeden, hiç düşünmeden söylenen yalanlar. Her şey yalan, düşünmeden söylenen sözlerle hayatımıza girmişti yalan. Sanki yalan hayatımızın bir parçasıydı ve yalanla ne kalpler ne dostluklar sona eriyordu. Durup düşünmek istedim. 
95 yıllık yaşamının yarım asrını hastalarına adayan Dr. Ayşe Hümeyra Ökten.
Medine’ye görevli olarak giden ilk kadın doktor.
kutsal topraklara o kadar alışır ki asla bağını koparamaz artık bir evi de Mekke ve Medine olur .
Beni derinden etkileyen bir hayat hikayesi okudum. Kendimle konuştum. Eksiklerimi buldum.
Mutlaka okumalısınız dostlarım…
Kitap bittiği için üzgünüm, defalarca okuyacağıma da eminim…
Yüreğime ince ince işleyen, bana unuttuklarımı hatırlatan bir kitap oldu.
İnsanın kendini tanıma yolculuğu aslında Rabbi’ni tanıma yolculuğuymuş… Şükretmenin ne büyük bir zenginlik olduğunu, sabrın kalpte nasıl bir sükûnet bıraktığını tekrar idrak ettim.
Hayat koşuşturmasında yorulan ruhuma, adeta serin bir su gibi geldi bu satırlar. Derviş olamasam da, derviş gibi düşünmeyi, hissetmeyi, kalbimi arındırmayı yeniden istememe vesile oldu.
İslamiyet’in derinliğini, hikmetini ve insanı onaran gücünü hissederek okudum. Belki sadece bir kitap değil bu; ruhuma açılan bir kapıydı…
Bu kitap, namazı sadece bir ibadet olarak değil, insanın ruhunu onaran, kalbini arındıran ve huzura davet eden bir yolculuk olarak anlatıyor. Satırları okudukça, secdenin yüklerinden arındıran hafifliğini, rükûnun kalbe verdiği sakinliği adeta hissediyorsun. Mecit Ömür Öztürk, samimi üslubuyla namazın hayatımızdaki yerini yeniden hatırlatırken, okuyanı hem düşündürüyor hem de secdeye davet ediyor.
Namazı sadece kılmakla değil, anlamıyla yaşamak isteyenler için yazılmış samimi bir rehber.
Huzuru arıyorsan, bu sayfalar sana yolu gösterecek.
Bu kitabı okudunuz mu?
Yorumlara gelin