Merve Nur Güleç

Merve Nur Güleç
@Merveningozunden
Ne için varsan, O’nun için yaşa!
İstanbul
94 okur puanı
Temmuz 2023 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
8/10
·240 syf.··
2026 12. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 14:17
Eğer kalbinize dokunacak, sizi İtalya’nın o sıcak ve büyüleyici yaz günlerine götürecek psikolojik-romantik bir kurgu arıyorsanız, aradığınızı buldunuz. Kitap, 1980’lerin Kuzey İtalya’sında geçiyor. 17 yaşındaki Elio ile babasının araştırma görevlisi Oliver arasındaki o yoğun, sarsıcı ve dönüştürücü aşkı anlatıyor. Ama bu kesinlikle sıradan bir roman değil; kimlik keşfinin, tutkunun ve büyümenin hikayesi. Yazarın dili öyle naif ki, hikaye adeta içinize işliyor. Okurken altını çizdiğim, beni en çok sarsan ve günlerce düşündüren o derin pasajı sizinle de paylaşmak istiyorum: “Yüreğimiz ve bedenlerimiz bize sadece bir kez için verilmiştir. Çoğumuz ister istemez, sanki yaşanacak iki hayatımız varmış gibi yaşarız. Ama sadece bir tane vardır.” Gerçekten de öyle değil mi? Sanki yedekte bir ömrümüz varmış gibi acıyı da mutluluğu da hep erteliyoruz. Kitap bittiğinde kendinizi sorgulamaktan alıkoyamıyorsunuz: “Biz hayatı hakkını vererek mi yaşıyoruz, yoksa sadece bir taslak gibi mi harcıyoruz?” Benim için kitabın özeti şu oldu: Bazı aşklar yaşanmak için değil, hatırlanmak için vardır. Ve hatırlamak da bir çeşit yaşamaktır. İçinizde derin bir iz bırakacak bu hikayeye mutlaka şans verin. Ben bu büyüleyici atmosferden çıkamadığım için hiç vakit kaybetmeden devam kitabı olan ”Bul Beni”ye başlıyorum! Elio ve Oliver’ın yıllar sonraki hikayesini acayip merak ediyorum. Aranızda okuyanlar varsa yorumlarda buluşalım, neler hissettiniz? Henüz okumayanlar, listenize eklediniz mi?
1000Kitap
Adınla Çağır BeniAndré Aciman · Sel Yayınları · 20244,319 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·109 syf.··
2026 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 23:32
Selamlar Franz Kafka - Aforizmalar’ı bitirdim ve şunu söyleyeyim: bu kitap roman gibi okunmuyor, kafa dağıtıyor. Kafka’nın not defterlerinden, günlüğünden derlenmiş kısa cümleler var. 1-2 cümlede bitiyor ama kafanda saatlerce dönüyor. Felsefe değil, hayatın içinden tokat gibi gelen gözlemler. İnsan, yalnızlık, dünya, sabır, aldatma... Hepsine acı tatlı dokunmuş. Mesela “Bu dünya için kendini paralaman gülünç” diyor. Basit gibi ama o an durup düşünüyorsun. “Bastığın yerin iki ayağının kapladığından daha büyük olamayacağını anlamaktır mutluluk” dediği yerde de içim cız etti. Bazı yerlerde “Tamam Kafka, biraz da moral ver be” dedim ama işte onun olayı bu. Tatlı tatlı yüzüne gerçeği vuruyor. Ağır bir kitap değil, her yerde açıp 5 dakika okuyabileceğin türden. Ama okuduktan sonra 5 dakika durup kitaba bakıyorsun. Eğer kafası karışık, biraz dertli, biraz da düşünen insanları seviyorsan bence dene. Ben çok sevdim, altını çizdiğim yerler bende kaldı. Sizden okuyan var mı? En çok hangi cümlesi çarptı sizi?
1000Kitap
AforizmalarFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201734,4bin okunma
9/10
·296 syf.··
2026 10. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 18:08
Bitti be arkadaşlar Gece Yarısı Kütüphanesi’ni bitirdim ve resmen kafamda fırtınalar kopuyor. Matt Haig’in bu kitabı aslında bir roman ama içinde hissettirdiği şey çok daha fazlası. Konusu şöyle: Nora Seed hayatından o kadar sıkılmış, o kadar umutsuz ki bir anda kendini “yaşamla ölüm arasında” bir kütüphanede buluyor. Bu kütüphanenin raflarında her kitap, onun farklı bir seçim yapsaydı yaşayabileceği başka bir hayat. Üniversiteye gitse ne olurdu? Olimpiyat yüzücüsü olsa? Avustralya’ya taşınsa? Ben okurken sürekli “ya ben şunu seçseydim?” diye düşündüm. Kitap seni yargılamadan, “pişmanlıklarınla yüzleş, ama takılıp kalma” diyor. En çok da şu cümle vurdu beni: “Çünkü Nora, bazen öğrenmenin tek yolu yaşamaktır.” Tür olarak fantastik-felsefi diyebilirim. Hem sürükleyici, hem de okurken kendine dönüp bakıyorsun. Dili çok akıcı, Matt Haig ağır felsefeyi bile hafif ve samimi anlatmış. 42 dile çevrilmesi boşuna değilmiş, Goodreads’in 2020’nin en iyi romanı seçmesi de cabası. Eğer son zamanlarda “ben ne yapıyorum, doğru yolda mıyım?” diye düşünen biriyseniz, bu kitap tam size göre. Bazen bir kitabı bitirince insan biraz daha hafiflemiş hisseder ya, işte o his var bende şimdi. Siz okudunuz mu? Okumadıysanız listenize ekleyin derim. Pişman olmazsınız.
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598bin okunma
8/10
·256 syf.··
2026 9. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 12:18
Selamlar! Bugün sonunda bitirebildiğim, her sayfasında kendimi sorguladığım o kitapla geldim! Sabahattin Ali’den "İçimizdeki Şeytan". Eğer hala okumadıysanız, aslında sadece bir roman değil, insanın kendi karanlığıyla ve zayıflıklarıyla yüzleşme rehberini kaçırıyorsunuz demektir. Kitap, 1930'ların İstanbul'unda geçiyor; merkezde Macide ve Ömer var. Ama olay sadece bir aşk hikayesi değil; asıl mesele, insanın yaptığı hataları, iradesizliğini ve kaçışlarını "içimdeki şeytan yaptırdı" diyerek nasıl başkasına (veya hayali bir varlığa) yüklediğini anlatması. Okurken altını çizdiğim öyle cümleler vardı ki, sanki Sabahattin Ali bugün yanımda oturmuş da beni bana anlatıyor gibiydi. Özellikle şu kısım beni çok etkiledi: "İyilik demek kimseye kötülüğü dokunmamak değil, kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demektir." Ne kadar derin bir bakış açısı değil mi? Romanın dili o kadar akıcı, karakter analizleri o kadar keskin ki; Ömer’in kararsızlıklarında kendinizden bir parça bulurken, Macide’nin duruşuna hayran kalıyorsunuz. Toplumsal maskelerin ardındaki o "küçük insanı" görmek bazen can yaksa da acayip bir farkındalık yaratıyor. "Ben neden böyleyim?" ya da "İnsan neden bile bile yanlış yapar?" diye düşünüyorsanız, bu kitaba bir şans verin derim. Bittikten sonra uzun süre kitabın kapağına bakıp kalacağınızın garantisini verebilirim. Okuyanlar varsa yorumlarda buluşalım, neler hissettiniz merak ediyorum! Henüz okumayanlar için de kesinlikle listeye eklenmeli.
1000Kitap
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,7bin okunma
8/10
·524 syf.··
2026 8. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2026 09:34
Harika bir kitap bitirdim ve sıcağı sıcağına sizinle paylaşmak istedim. Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi, öyle alelade bir aşk romanı değil; içinde kaybolacağınız, her satırında o eski İstanbul’un kokusunu alacağınız devasa bir yapıt. Kitap Hakkında Kısa Bir Not Kitap, 1975 yılında Nişantaşı’nda başlıyor. Zengin bir ailenin oğlu olan Kemal ile uzak ve fakir akrabası Füsun arasındaki o marazi, saplantılı ve bir o kadar da derin aşkı konu alıyor. Ama sadece aşk değil; eşyalarla kurulan bağlar, toplumsal baskılar ve bir insanın bir anı dondurmak için neleri göze alabileceği üzerine kurulu. Benim Gözümden Masumiyet Müzesi Açıkçası kitabı okurken Kemal’e çok kızdığım, "bu kadar da olmaz" dediğim yerler çok oldu. Nişanlısı Sibel’i aldatması, Füsun’a olan takıntısını aşkın arkasına gizlemeye çalışması bazen insanı gerçekten sinirlendiriyor. Hatta dürüst olmam gerekirse; dizisini izlediğimde karakterlerin duygularını ve atmosferi daha başarılı bulmuş, o dünyayı daha iyi hissetmiştim. Ama kitabın öyle bir tılsımı var ki, altını çizdiğim şu cümle her şeyi özetliyor aslında: "Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum." Kemal’in Füsun’a ait en küçük eşyayı bile biriktirerek kurduğu o "müze", aslında hepimizin geçmişe, kaybedilenlere ve o tek bir mutlu ana duyduğumuz özlemi temsil ediyor. Okurken bazen Kemal’in narsist tavırlarına öfkelenebilir, bazen Sibel’in duruşuna üzülebilirsiniz ama o melankolik hava sizi mutlaka içine çekecek. Neden Okumalısın? Eğer gerçek bir İstanbul atmosferi solumak, aşkın o en karanlık ve saplantılı hallerine şahitlik etmek istiyorsanız mutlaka şans verin. Bitirdiğinizde İstanbul’a yolunuz düşerse, Çukurcuma’daki o gerçek müzeye uğramayı da ihmal etmeyin; çünkü kitap bittiğinde o eşyaların ruhunu gerçekten görmek isteyeceksiniz. Siz Masumiyet
1000Kitap
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma