Kitap, Celal’in inatçı reçel kavanozunun kapağını açamamasıyla başlıyor.
Bu küçük olay, tüm şehirde konu oluyor.Haberlerin ağızdan ağıza nasıl mutasyona uğradığını, ‘reçeller toplatılıyor’ bilgisinin ağızdan ağıza ‘herkes stok yapıyor’ ya da ‘reçeller hasta ediyor’ haberine dönüştüğünü okuyoruz.
Kitap bize aslında çok tanıdık olan bir tabloyu, düşündürücü bir dille anlatıyor: Sürü psikolojisi.
Toplumun sürü psikolojisini, daha önce evine hiç reçel almayanların, aslında hiç sevmediğimiz şeylere bile ‘başkaları alıyor’ diye nasıl hücum ettiğimizi ve reçellerin fazla tüketiminin şeker hastalığına yol açmasına rağmen sırf ‘ucuz’ diye daha fazla stoklanmasını mizahi bir dille ve düşündürücü bir şekilde anlatıyor eser.
Kitap, önyargılarımızın, korkularımızın ve başkalarından duyduklarımızın kararlarımızı nasıl etkilediğinin üzerine kurulmuş.
Tüketim alışkanlıklarımızın ve algı yönetiminin ne kadar manipüle edilebilir olduğunu bir çocuk kitabının saf ama keskin penceresinden görmek büyüleyici.
Fabrikaların bile bu karmaşaya dahil olduğu, yalan haberlerin gerçeklerin önüne geçtiği bu kurgu; hem çocuklara eleştirel düşünmeyi aşılıyor hem de biz yetişkinlere kendi kararlarımızı neye göre verdiğimizi sorgulatıyor.
Kitabın en etkileyici yanı; dış dünyadaki yetişkinlerin asılsız fısıltılarla savrulup gitmesine inat, bir çocuğun tek bir hedef uğruna gösterdiği o sarsılmaz azim. Kapak açılmıyor olabilir ama pes etmek de seçenekler arasında değil!
Azmin, toplumsal baskıdan çok daha gerçek olduğunu kanıtlar nitelikte.
Kitaplığınızda mutlaka yer açın; çünkü bu reçel kavanozunun içinden sadece reçel değil, hayata dair çok kıymetli dersler çıkıyor!
#houshangmoradikermani
@kelime_yayinlari
@asya_caglar__
Semra
#engelsizokurlaokuyoruz
#reçelkavanozu
Reçel KavanozuHoushang Moradi Kermani · Kelime Yayınları · 2008126 okunma
@erdal_krky ’nın kaleminden çıkan bu kitap, okuru gizemli bir serüvenin içine çekiyor.
9 Kapı 1 Hazine kitabı, bize bir hikayenin sadece okunmak için değil, ‘yaşanmak’ için var olduğunu hatırlatıyor. Çoğu zaman bir kitabı elimize aldığımızda sadece sonuca odaklanırız. Oysa bu eser, bizi Meşe Takımı ile birlikte ‘Kitap Gezegeni’ne davet ederek, o sessiz sayfaların arkasındaki devasa emeğin kapılarını birer birer açıyor.
Sadece bir çocuk kitabı değil; içindeki merak duygusunu hiç kaybetmeyen herkes için bir keşif rehberi. Ayrıca sadece bir macera kitabı da değil; emeğe saygıyı ve ‘korsan kitaplarla’ mücadeleyi çocuk naifliğiyle ama bir o kadar da güçlü bir duruşla anlatıyor.
Okurken karşımıza çıkan her kapı, aslında bir farkındalık durağı.
Rehberimiz Kitku ile geçerken öğrendiğimiz her şey, kitabın sonundaki ‘gerçek hazineye’ giden basamakları oluşturuyor. Kitku’nun rehberliğinde sadece bir kitap değil; bir üretimin, bir hayalin ve bir direnişin serüvenini okuyoruz.
Diğer macera kitaplarından farkı şu: Size sadece ‘hazineyi bul’ demiyor; ‘hazineye giden yolu inşa etmeyi öğren’ diyor.
Özellikle karekodlar aracılığıyla hikayeye eşlik eden şarkılar, okuma deneyimini şölene dönüştürmüş.
Eğer okumayı sadece bir eylem değil, bir ‘farkındalık yolculuğu’ olarak görüyorsanız; bu dokuz eşiği geçmeye hazırsınız demektir.
Ve çocuğunuzla (veya içinizdeki çocukla) el ele verip kelimelerin özüne girmek, üretmenin ne kadar kutsal olduğunu keşfetmek isterseniz; bu 9 kapıdan mutlaka geçmelisiniz.
Unutmayın; hayaller kopyalanamaz, onlar sadece yaşanır ve yaşatılır.
“Bence bizi en iyi anlatan ağaç, meşe.”demişti hiç düşünmeden. “Çünkü meşe güçlüdür, dayanıklıdır. Ayrıca bizim arkadaşlığımız gibi uzun ömürlüdür. Hatta bir yerde okumuştum, Latince Quercus kelimesinden türemiş. Meşe anlamına gelen bu kelime, zamanla kuvvet anlamında da kullanılmış. Ayrıca…” diye eklemişti Yaren. “Meşe ağaçları, bilgeliği de temsil eder.”