Biliyorum, öldüğümde o kaçtığım kalabalık uğurlayacak beni. Çoğu kimse, tanımadığı birini son bir kez görmek için toplanacak.
Biliyorum, hikâyenin sonunda sıkışan ruhum özgürlüğünü tadıcak.
Yirmili yaşların ortasında, arada kaldığım bir geçitteyim. Sanki zaman beni ortadan ikiye bölmüş: Bir yanım hâlâ on yedisinde, tavana bakıp 'Her şey geçecek.' diyen o çocuk; diğer yanım ise neyin geçip neyin kalacağını ayırt edemeyen yorgun bir yetişkin.
Zaman, insana kattıklarından çok aldıklarıyla övünüyor. Sanki kurulu bir saatin çalmasıyla uyanacakmışım gibi. Manasız heceler geçiriyorum içimden. Bunu duyan iç sesim, kulaklarını kapatıp “Uyanmak sadece görmek değil” diyor.