Tüm insanların kör olduğunu, gözlerinin nurunu yitirdikleri yetmiyormuş gibi, saygı ışığını da yitirdiklerini ve benzeri rezilliklerin, hatta daha da beterlerinin diz boyu çıktığını bir düşünün.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Körler askerin namlusu doğrultusunda uzun ve gayretli bir koşunun son metrelerini izlermiş gibi alkış tutuyorlardı. Sahanlığa vardığında herkes onu kucakladı. O andaki koşullar bunu gerektiriyordu, çünkü insan, gerçek dostlarını kara gününde, yaşadığı o talihsizlik anında tanıyordu.
Yardım edin bana ne olur diyordu körlerden biri. Askerlerin o anda ona namlularının ucundan bakmakta olduklarını, yaşamla ölümü birbirinden ayıran o belirsiz çizgiyi aşmasını beklediklerini bilmiyordu.
Oysa ikimizde zayıf birer duvar, yolun ortasına yerleştirilmiş küçük birer taş gibiyiz, düşmanın o taşa takılıp sendelemesini sağlamaktan başka umudumuz yok.