İntikamı katilin ölmesiyle dinmeyen bir adamın kana susamışlığını kim giderebilirdi. Giderilse bile bu terazi yine bozulur ve yeni kanlar arayışına girilirdi. O adamın hissettiklerini hissedene kadar durmayacaktım. Vicdanıma esaslı bir mahkeme kurmam gerekti. Bu mahkemede sanık kimdi? Suçsuz insanlara sanık sıfatı takmak ne derece erdemlikti? İntikam neydi? Trafik kazasında feci şekilde can vermek bilmem kaçıncı salisede bir ölüm, dumandan boğulmak ise ondan çok daha acımasız bir ölümdü. Ve bu teraziye başka birini eklemek bebeğin ölmesi kadar korkunçtu. İntikam... Bedel ödeyip aynı bedeli ödetmek... Ölen bir kişinin yerine başka kişiyi öldürmek acı duygusunun adaletsiz bir şekilde tatmin edilmesi değil miydi? Doğu kültüründe töreler, cinayetler, halkın göze göz, dişe diş yasaları... Bir insan diğer insanı bir sebepten öldürdüğünde aynı ölümün öldüreninde yaşamasını hissedince adalet tam olarak sağlanmış mı olacaktı? Bu durumda hiçbir şartlar eşit olmayacak ve ölen kişide vicdan azabı, pişmanlık oluşmayacaktı.
Asıl intikam yüreğe bir tohum gibi pişmanlık ve azap mı ekmekti? Bu mümkün müydü? Yine tam adaletin sağlanacağı söylenemezdi. Mükemmel bir adalet zaten düşünülemez fakat adaletin varabildiği mükemmellikte her insan için elzem olmalıydı.