Kusursuz bir hayat olmayabilirdi ama o kitaplardan birinde yaşamaya değer bir hayat mutlaka vardı. Yaşamaya değer bir hayat bulmayı cidden istiyorsa da, ağı genişletmek zorunda olduğunu anladı.
Gece Yarısı Kütüphanesi kitabının 159. sayfasındaki bir cümleyi aynen yazıyorum: "Oradan her an aşağı düşüp bir haine, şeytana ya da yalnızca göt lalesinin tekine dönüşebilirdiniz."
Sanırım burada sayın çevirmen Kıvanç Güney, "asshole"u göt lalesi diye çevirmiş, bu hakareti uzun zamandır duymamıştım, öyle güzel yerleştirmiş ki birkaç dakika kahkaha attım. Eğer tahmin ettiğim gibi asshole'un çevirimini göt lalesi diye yapmışsa, şimdiye kadar bu hakaretin çok çevrimini görmüştüm ama bu kadar güzel ve uygun olanını görmemiştim. Teşekkürler 👋
Ama belki de bütün hayatlar böyleydi. Görünüşte en yoğun ve yaşamaya değer hayatları yaşayanlar bile en nihayetinde kendilerini böyle hissediyorlardı belki. Dönümler boyu hayal kırıklığı, tekdüzelik, acı ve rekabetin içinde tek tük birkaç mucize ve güzellik vardı.