1000Kitap Logosu

Çeviri

TAKİP ET
Rainer'dan Yaptığım Bir Şiir Tercümesi
Tekrar ve tekrar, ancak biz biliriz aşk manzarasını Ve matemli isimlerle dolu o küçük kilise mezarlığını Ve ürkütücü derecedeki sessiz uçurumu, ötekilerin düştüğü: ikimiz yürüyoruz beraber, tekrar ve tekrar Yaşlı ağacın altında tekrar ve tekrar uzanıyoruz Çiçekler arasında, yüzyüze geliyoruz gökyüzü ile Again and again, however we know the landscape of love and the little churchyard there, with its sorrowing names, and the frighteningly silent abyss into which the others fall: again and again the two of us walk out together under the ancient trees, lie down again and again among the flowers, face to face with the sky. Rainer Maria Rilke
4
Bukowski'den yaptığım kısa bir tercüme
Biraz hissetmek... hissetmek biraz... farklı, dışarıda. Kendini biraz farklı hissettiğin günler vardır. Hani işler yolunda gitmez. Tıpkı şu an gibi, güneş bile çirkin gelir gözüne, yeşil çitler cıyak bir yeşil gibi, gökyüzü çok yukarıda gözükür ve eldivenin derisi çok daha derimsidir. "felt a little... felt a little... different out there. There are days when you feel a little different. Things don’t set right. Like now, even the sun looked a little sick, the green of the fences too green, the sky much too high, and the leather of his glove too much like... leather." Charles Bukowski
13
Harun SGT
Lyon’da Düğün'ü inceledi.
Kitabın Başarısız Çevirisi
Kitabın çevirisi çok başarısız. Bu nedenle yarıda bıraktım. Aynı öyküleri İş Bankası yayınlarından çıkan çevirilerinde okumanızı tavsiye ederim. Yayınevinin de çeviriyi yeniden gözden geçirip, yeni baskı yapacaklarsa düzenlemeleri sağlıklı olacaktır.
Lyon’da Düğün
7.6/10
· 16,9bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
6
Zeynep Öcalan
Kelebek Zihinli Çocuk'u inceledi.
Kelebek Zihinli Çocuk | Victoria Williamson   Merhaba sevgili kitap kurtları. Bu gün sizlere Kelebek Zihinli Çocuk kitabi ile geldim. Gelin kitabın biraz konusundan bahsedelim. Jamie sadece normal bir çocuk olmak istiyordu. Ama Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu bu oyunu bozuyordu. Elin ise mükemmmel bir çocuk olmak istiyordu. Çünkü Elin ancak mükemmel olursa ailesinin tekrar bir araya gelebileceğini düşünüyordu. Ve hayat bu iki çocuğu hiç beklemedikleri bir anda karşı karşıya getirecekti. Simdi gelelim benim kitap hakkındaki düşüncelerime. Kitap ilk başından beri çok sürükleyiciydi. Kitap beni çoğu yerde Jamie ve Elin arasinda bıraktı ve bu beni çok etkiledi. Kitap aslında bir yandan da çok önemli şeyler vurguluyordu bize. Kitap hiiicccc sıkmıyor insanı. Bazi yerlerde geriyor bazi yerlerde üzüyor bazi yerlerde de mutlu ediyor kitap bizi. Bence 10 11 yaşından itibaren herkesin okumasi gerek bir kitap. Simdi birz karakterler hakkında konusmak istiyorum. SPOİLER ICEREBILIR ☆Elin'i yaptığı onca kötülükte rağmen anliyorum aslinda. Çünkü o kiskanma duygusunu cok cok ama çok iyi biliyorum. Fakat olaylara daha iyi yaklasabilirdi. Ne kadar onun icin zor birdönemin içinde olsa da. ☆Jamie'nin bazi hareketlerine asiiirriii gıcık oldum. Ama o her zaman Elin'a yeni bir sans verdi. ☆Liz hersey icin çok cabaladi. ☆Jamie'in öz annesi çok acımasiz bir anneydi. Çocuğundan vazgecmesi çok sacma. ☆Zaten Cris'den bahsetmek bile istemiyorum. Tek kelime ile iğrenç bir insan. ☆Pagie çok tatlı bir kız. Çok seviyorum. ☆Paul'da aynı Liz gibi herşey için çok caba gösterdi. ☆Elin'in babannesinin Beth doğunca hemen Elin'in resimlerini kaldırması çok kötüydü. Ben bile kirildim ona yani. Bu yzuden Elin'in babaannesini de çok sevdiğim söylenemez. Kitaba puanim 5/5. Bu kadardı. Sizleri seviyorum kitapla kalın efenim
Kelebek Zihinli Çocuk
Okuyacaklarıma Ekle
6
ÇEVİRİ VE ÇEVİRMENLER ÜZERİNE
Sevgili Okurlar, Umarım bu yazıyı okumaya başlayan her kitapseverin sağlığı ve keyfi yerindedir. Bu yazıda size rahatsız olduğum bir konudan bahsetmek istiyorum. Son zamanlarda, "çeviri eleştirisi" adı altında yapılan kırıcı yorumlar, bir çevirmen olarak benim de dikkatimi çekmekte ve bir hayli üzmektedir. Ne yazık ki çevirmenlerin yok sayıldığı, yabancı dildeki kitapların adeta kendi kendine çevrilmiş varsayıldığı bir dünyada bu yorumlar kimi zaman haksız ve kırıcı olabilmektedir. Çeviri eleştirisi kavramı çok yönlü bir kavram olup ülkemizin Çeviribilim bölümlerinde ders olarak verilmektedir. Bu noktadan hareketle, bir yorumu çeviri eleştirisi yapan pek çok etmeninin bulunduğunu söylemek isterim. Nasıl ki giyimine önem veren, çok kostüm sahibi herkes moda eleştirmeni; çok film izleyen herkes sinema eleştirmeni olmuyorsa çok kitap okuyan herkesin de bizatihi çeviri eleştirmeni olamayacağını vurgulamakta beis görmüyorum. Çeviri eleştirisi adı altında yapılan bu yorumların çoğu yalnızca erek metin (çeviri) üzerinden yapılmaktadır. Kaynak metin (orijinal metin) okunmadan, anlaşılmadan ve bu metni erek metinle paralel olarak incelemeden yapılan eleştirilerin bir "çeviri" eleştirisi olamayacağı açıktır. Bu yorumların içeriğinde değinilen pek çok konu olsa da akıcılık kavramının birçoğunda ortak olduğunu fark ettim. Çeviride akıcılık, üstte belirttiğim etmenlerden biridir ve kaynak metni okumadan bu yorumları yapmak pekala yanlış olacaktır. Bunu bir soruyla size sormak istiyorum. Eğer kaynak metinde yazarın üslubu akıcı değilse sizce akıcı olmayan bir çeviri mi kusurludur, yoksa yazarın üslubunu yok sayan akıcı bir çeviri mi? Bu sorunun aslında bir yanıtı yoktur çünkü çeviri eleştirisi çeviriyi "iyi" veya "kötü", "kusurlu" veya "doğru", "akıcı" veya "sıkıcı", "beyaz" veya "siyah" olarak etiketlemez. :) Gideon Toury'nin Erek Odaklı Kuramına göre bir çeviri ya "kabul edilebilir" ya da "yeterli"dir. Çeviri kaynak metnin ve kültürün normlarına yakınsa yeterli, erek metnin ve kültürün normlarına yakınsa kabul edilebilirdir. Biçim ve dil kullanımı açısından bu konuda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Bir çeviriyi tek başına eleştirmekten daha kötü bir şey varsa o da iki çeviriyi birbiriyle karşılaştırıp eleştirmektir. Çeviride bir kaynak metin ve dil sınırları el verdiği ölçüde erek metin vardır. Yazınsal bir eserden bahsediyorsak çoğu zaman çok farklı yaklaşımlarla karşılaşıyoruz. Ancak, iki farklı yayınevinden çıkan çevirilerde, çevirilerin amacı (bkz. Skopos Kuramı), yayınevlerinin yayın politikaları, çevirinin dönemi gibi pek çok etmen çevirmenlerin kararlarında etkili olabilmektedir ve yukarıda belirttiğim her şey bu kategori için de geçerlidir. Kaynak metin olmadan ve belirttiğim etmenleri değerlendirmeden bir eleştiri yapamayız. Bu hususta mutlaka birileri eleştirilecekse mesleğin zorluklarını göz ardı eden, dayatılan ve tek tarafın çıkarlarını gözeten sözleşmelerle çevirmenlerin maddî ve manevî haklarını kısıtlayan bazı yayınevlerini eleştirebiliriz. Çoğunlukla, satın aldığımız çeviri kitaplara ödediğimiz paralardan çevirmenin cebine tek kuruş bile girmediğini hatırlatmak isterim. Bazı yayınevleri hâlâ tek seferlik tuhaf meblağlar ödeyerek çeviri haklarını satın almaya çalışmakta ve bu da kitap çevirmenlerinin düzenli bir gelire sahip olmasını imkansıza yakın kılmaktadır. Çevirmenliğin bir hobi veya ek iş değil, bir meslek olduğu unutulmamalıdır. Çevirinin bir insan emeği olduğunu hatırlamak ve hataların hep olduğunu ve hep de olacağını unutmamak gerekir. Önemli olan bu hataları değerlendirirken kıstas aldıklarımızdır. Her ne kadar amacı dışında kullanıldığına şahit olmuşluğum olsa da bu sitede birinci önceliği hâlâ kitaplar olan çok değerli okurlar olduğunu biliyorum. Bu yazıyı sonlandırırken buraya kadar okuduysanız size teşekkür etmek isterim. Siz değerli okurlardan gönül verdiğim bu mesleğe karşı daha anlayışlı olmanızı ve bir sonraki sefer bir çeviri kitap okuduğunuzda çevirmenin ismine göz atmanızı rica ediyorum. :) Esenlikler.
2