Hasanü’l-Basrî şöyle der:“İnsanlara uygulamanla, fiilinle nasihat et; sözlerinle değil. Nasihatçi, bir şeyi emir ve tavsiye etmek istediğinde kendi nefsinden başlar ve önce kendisi onu yapar. Bir münkerden de sakındırmak istediğinde önce kendisi ondan sakınır.”
Eğer melekler yaratılmamış olsaydı, "zıt çiftler halinde yaratılma" kanunu bozulmuş olurdu. Bunu şöyle açıklayabiliriz:Meleklerde sırf akıl vardır ama onları mükellef kılacak bir şehvet yoktur. Buna mukabil hayvanlarda sırf şehvet vardır ama onları Allâh'a karşı mükellef kılacak mahiyette bir akıl yoktur. İnsanlar ve cinlerde ise hem akıl hem de şehvet vardır ama insan görünür bir varlık olduğu halde cin görünmez varlıklardandır.Eğer melekler yaratılmamış olsaydı hayvanların mukabilinde sırf akıldan müteşekkil bir varlık olmamış olacak, "varlıkların zıt çiftler halinde yaratılması" kuralı karşılıksız kalmış olacaktı.
Ahmed-i Fârûki Serhendi hazretleri Şiîler'i samimi bulmadığını, Hz. Ali'yi gerçekten seven birinin raşid halifeleri [Radıyallâhu anhüm] sevmemesinin mümkün olmadığını mektuplarında sık sık belirtmiştir.