Merve

Bu "iyi haberci" yaşadığı gibi öldü, öğrettiği gibi. "İnsanları kurtarmak" için değil nasıl yaşanması gerektiğini göstermek için. Geriye insanlara bıraktığı kendi pratiğidir: yargıçları karşısındaki tutumu, gardiyanları karşısındaki, davacıları karşısındaki ve her türlü karalama ve yuhalama karşısındaki çarmıhtaki tutumu. Direnmez, hakkını korumaz, başına gelebilecek en son şeye karşı bile kendini savunacak bir şey yapmaz, tersine, meydan okur ona...
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Tanrının krallığı" kişinin bekleyeceği bir şey değildir; onun dünü de yoktur öbürgünü de. Bin yılda gelecek de değildir. O, bir yürek yaşantısıdır; her yerde vardır, hiçbir yerde yoktur.
Budizm, tarihin bize gösterdiği biricik sahici pozitivist dindir, bilgi kuramında bile , artık, «günaha karşı savaş» demez, gerçekliğin hakkını vererek, «acıya karşı savaş» der.
Kendine olan inancını sürdüren bir halk, kendi öz tanrısına da sahiptir. Onda, kendisini üstte tutan koşulları, kendi erdemlerini yüceltir, kendinden duyduğu hoşnutluğu, güçlülük duygusunu, bunlar için müteşekkir olabileceği bir varlığa yansıtır. Zengin olan, vermek, dağıtmak ister; gururlu bir halk, kurban vermek için bir tanrıya gereksinim duyar... Din, bu koşullar altında, bir şükran biçimidir. Kişi kendisi için müteşekkirdir.
Bilinçlenme, «tin», bizim için, organizmanın göreceli bir yetkinsizliğidir, bir deneme, tadına bakma,yanılma, bir sürü sinir kuvvetinin gereksizce harcandığı bir çabalamadır, —birşeyin yalnızca bilinçlendirilmekle yetkin hale getirileceğini yadsıyoruz «Saf tin», safi aptallıktır: sinir sistemini ve duyuları; «ölümlü beden»i hesap dışı bırakmak; yanlış hesap yapmaktır.