Bugün her şeye sahibiz. Ama hiçbir şeye sahip değiliz.
Bağlantımız var ama bağımız yok. Takibimiz var yakınlığımız yok. Görünürüz ama dokunulmazız. Kendimize odaklanmayı o kadar abarttık ki birbirimizi unuttuk. Bu yüzden 90'ları özlemek eskiyi özlemek değil. Yavaşlığı özlemek, teması özlemek, gerçekliği özlemek. Ulaşılamamayı, beklemeyi, şaşırmayı, yanılmayı özlemek. Mükemmel görünmediğimiz ama gerçek olduğumuz zamanları özlemek. Belki özlediğimiz duygular geri gelmez ama hatırlamak bile bir dirençtir. Çünkü hatırladıkça şunu fark ederiz: Daha insanca yaşamak mümkündü. Demek ki hâlâ mümkün.