Eğer insan için var olan "ahlaki iyi" tasavvurumuzu Tanrı'ya taşıyacaksak "amaçlamak" da bu tasavvurlarla birli taşınmış olur. Oysa, İslam düşünürlerinin büyük bir çoğunluğu "Tanrı garaz etmez." demiştir. Özetle, o amaçlardan münezzeh görülmüştür çünkü "amaç" nihayetinde bir yetkinleşme gayreti ile ilişkilidir.
...
Ayrıca amaç, insan zihninde bir değişim isteğini de ifade eder. ...Allah (cc) ise tüm Müslüman fırkalara göre değişimden münezzehtir, mükemmel olanın değişmesi bir eksikliktir.
...
insan zihni, ahlaki fiilleri nedenleriyle birlikte anlar. İnsan zihni için bundan kaçış yoktur. Oysa Allah'ın fiillerinin nedenleri hakkında düşünmek oldukça zor veya imkânsızdır. Zira O, ilk nedendir. Eğer zatından önceye konulan nedenler olsaydı O, ilk neden olmazdı.
...
Öncelikle bizim onların [atesitlerin] zihnindeki Tanrı tasavvurunu zaten reddettiğimizi fark etmeleri lazım. Çoğu zaman argümantasyon şekillerinden "Ben olsaydım böyle bir kötülüğü engellerdim, engellemeseydim kötü biri olurdum." gibi bir akıl yürütme sezilmektedir. Zaten insan gibi düşünen, eyleyen ve ahlaki değerlendirmeye tabi tutulan bir tanrı tasavvuru batıldır.
...
Şoke olmuş insanlar, eğer varsa şoke olmuş Tanrı'nın da kendileri gibi "kötülüğü" (burada şoke edici örnekten yola çıkarak şoke edici olmayan kötülükler de el çabukluğu ile konuya dahil edilmiş olur) engelleyeceğine ikna edilir. Fakat, Allah'ın insanlar gibi şoke olmadığı ise açık bir gerçektir. Zaten kötülük problemini argüman olarak sunarken Allah hakkında "mutlak alim olan" demeleri gerekmektedir. Oysa şoke olmak cehaletten kaynaklanır.
...
Kötülük probleminin burada argüman olarak öne sürülebilmesi için "Eğer tanrı varsa ya da iyiyse kendisinden başka iradi fili olan bir varlık olmamalıydı." cümlesini ispat edebilmesi gerekir. Bunu ispat