O anda zihnine eski bir ahlak ikilemi üşüştü.
Bir tren düşünün. Tam gaz geliyor. Üç yüz metre ileride raylar ikiye ayrılıyor.
Sol rayda beş kişi bağlı. Sağ rayda ise bir kişi.
Anahtar kolu senin elinde.
Sola itersen tren beş kişiyi ezecek.
Sağa çevirirsen bir kişi ölecek.
Hiçbir şey yapmazsan tren zaten sol rayda kalacak ve yine beş kişi ölecek.
Peki insan hangisini seçmeliydi?
Ekinoks bu sorunun cevabını çoktan vermişti.
Hiçbir şey yapmamak.
Beş kişi ölecek olsa bile sorumluluk ona ait değildi. Onları raylara bağlayan o değildi. Ama kolu sağa çevirirse tren bir kişiyi öldürecekti ve o ölümün sahibi artık kendisi olacaktı. Çünkü anahtarı çeviren el onundu.
Tanrı vardır diyen bir dindar, o halde "dünyada niçin bu kadar kötülük vardır?" sorusuna cevap vermek zorundadır. Ama Tanrı yoktur diyen bir ateist, o halde "dünyada niçin bu kadar iyilik vardır?" sorusuna cevap vermek zorunda değildir.
Çünkü o, doğada iyilik ve kötülük diye bir şeyin olmadığını, bunların insan icadı kavramlar olduğunu bilir.
Tanrı da yoktu, iyilik ve kötülük de. Bunlar insanca, pek insanca kavramlardı.