Serdal Özdemir

Felsefirastyon yazarı
Yazar
7.5/10
32 Kişi
131
Okunma
73
Beğeni
21,6bin
Görüntülenme

Okurlar

73 okur beğendi.
131 okur okudu.
7 okur okuyor.
518 okur okuyacak.
1 okur yarım bıraktı.

Okur demografisi

Kadın% 47.6
Erkek% 52.4
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
Nietzsche, "İnsanın Tanrı tarafından yaratıldığına inanabilirdim, belden aşağısını yaratmasaydı," demiştir. Nietzsche, esprilerini o kadar ciddi bir havayla yapar ki çoğu insan gülmeyi unutur. Konuyu, Nietzsche ile açtık ve belden aşağısıyla devam ettirelim. Bugün bilimin, romantizmi öldürdüğü söylenir çünkü bilim, her somut nesneyi kendisi için bir inceleme alanı olarak görmektedir. Mesela en basitinden inancı, duyguları veya maneviyatı zihnimizdeki belli kimyasallara indirgemektedir. Burada insanların yanıldıkları kısım şudur: Herhangi bir şeye dair detaylı bilgiye sahip olmanız, o şeye sahip olmanıza engel değildir. Örneğin, bugün herkes dünyanın, güneş çevresinde döndüğünü bilir ama gökyüzüne baktığında, güneşi dünyanın çevresinde dönüyormuş gibi görür. Yani bilginizin, algınız üzerinde o kadar da bir etkisi yoktur! Öte taraftan, bence romantizmin asıl katilleri, tıkanan zihinlerdir. Mesela Zizek, dışkı ve ideoloji arasında enteresan bir bağ kurmaya çalışmıştır. Alman tuvaletleri, dışkınızı göreceğiniz şekilde ayarlanmıştır. Fransız tuvaletleri ise dışkınızı görmeyeceğiniz şekilde tasarlanmıştır. Amerikan tuvaletleri ise dışkınızın suda yüzeceği biçimde dizayn edilmiştir. Bence asıl dışkı, dışkı hakkındaki bu düşüncenin kendisidir! Yani fıkralara bile konu olmayacak bir şeyi, felsefenin konusu haline getirmektir. Mesela, bizim toplumda da Celal Şengör, merakı yüzünden dışkısını yediğini belirtmiştir. Burada tuhaf olan şey bu adamın yediği şey değil, onu bizimle paylaşmasıdır! Sözü toparlayacak olursak, nasıl ki tıkanan bir lağım ortalığa pis kokular yayıyorsa, aynı bunun gibi tıkanan bir zihin de ortalığa pis kokular yayar! Ve sürekli aynı insanları gündemde tutup da bu insanlardan farklı bir şey duymayı bek- lerseniz eninde sonunda bu insanların dışkılarıyla
İçindeki adalet duygusu
Bir aslanı gün boyu takip etseydiniz ve aslanın yaşamak için verdiği mücadeleye tanık olsaydınız, günün sonunda bu aslanın bir ceylan yakalayıp yemesi sizi mutlu ederdi. Aynı hikayeyi ceylanı takip ederek başlasaydınız ve ceylanın yaşamak için verdiği mücadeleye tanık olsaydınız, günün sonunda bu ceylanın bir aslan tarafından yenmesi sizde bir öfke uyandırırdı. Dolayısıyla başlangıç noktasının farklı seçilmesi, aynı olayda iki farklı yargı oluşturabilir. Bu yüzden kişinin içindeki adalet duygusu, hangi hikayeyi ne kadar süreyle takip ettiğine bağlıdır.
Reklam
Reklam