Değer yargılarınız var her birinizin. Hayatınızı çepeçevre sarmalayan duvarlar var. Her şeyi bu alan içerisinde yorumluyor, sadece o açıdan bakabiliyorsunuz olaylara.
Bu zamana kadar psikoloji konusunda tam anlamıyla Freudcu bakış açısıyla yaşadığımı yüzüme tokat gibi vuran bir kitaptı. Tümüyle Adler felsefesi yani bireysel psikoloji üzerine yazılmış ve kalıplaşmış bir çok düşünceyi yerle bir eden bir kitap ile karşı karşıyasınız. Hali hazırda Adler'in tarafındaysanız o başka tabi ki. Düşüncelerimin bu denli karşıtlarıyla çatışması beni zorladı açıkcası. Kabul etmekte direndiğim konuların başında travmanın varlığını kabul etmemek geliyordu. Evet yanlış duymadınız. Günümüzün popüler ve üzerine sayısız kitaplar yazılan travmanın varlığını reddediyor. Bunun savunmasını da uzun uzun sayfalara yayarak açıklıyor. Genç ve filozof arasında geçen konuşmalarda: genç, filozofun görüşlerini redderek kendi görüşlerini savunuyor. Bir yandan da haklı gördüğü yerler oluyor. Benim üzerine düşündüğüm ve düşüneceğim çok fazla konu oldu. Ufkunuzu genişletiyor ve bakış açınızı değiştiriyor. Hiç bu açıdan bakmamıştım dediğim sayısız satır oldu. Adler'in bireysel psikoloji üzerine yazdığı kitapları okumak için büyük bir merak uyandı içimde. Farklı bir bakış açısıyla ikinci defa okunmasının faydalı olacağını düşünüyorum çünkü bu kitabı okuduktan aynı kişi olmuyorsunuz.