Ey tuğba ağacında dinlenen cennet elbisesi giyinen ve ateşten bir kolye takan papağan hoşgeldin !
ateşten gerdanlık cehennemliklere layıksa da elbisen cennetlikleri ve cömertlere layıktır
Âlemlerin efendisi sallallahu aleyhi ve sellem bir gün Allah’a şöyle yakardı: “ümmetin işlerini bana bırak öyle bırak ki kimse ümmetin günahından hiçbir şey bilmesin!”
Hak Teala cc ona şu cevabı verdi;
“Ey insanların en yücesi sen onların günahlarına ne kadar çok olduğunu görünce dayanamaz şaşkına döner utanır ve saklanacak bir köşe ararsın!”
Biri Hazreti Raba’ya sordu ey Allahın rızasına ermiş olan Hazreti Peygamber’in ashabı o dostları hakkında kainatın nedir?
Rabiya hazretleri şu cevabı verdi ; Ben Allahın sırrı hakkında yeterince bilgiye sahip değilken nasıl olurdu dostlarından bahsedebilirim eğer ruhumu ve aklıma Allahta kalbimi kaybetmemiş olsaydım bir an içinde olsa onlara dikkatimi çevirebilirdim fakat secdede iki gözüne diken batıp da sonra yolda yürürken yerlere kan attigini görüp o kanların benim gözlerimden aklın nihayet fark eden biriyim ben böylesi bir derde müptela olan erkeklerin ve kadınların işleriyle gönlü nasıl meşgul edebilir ben yokum kendimi bile bilmiyorum nasıl olur da kıyas yaparak başka birini tanıyabilirimim sense bu yolda ne Allahınsın ne de peygamber öyleyse o etten elini çek o kabul et kabulden de bir avuç topraksın sen bu yolu tuz ve toprak olmakla yetin madem ki bir avuç topraksın Toprakça konuş hepsini dört halifeyi de tertemiz halleriyle sen Onlardan temizler diye bahset
Evladım sen Hazreti Ali’yle Ebu Bekir girebiliyorsun fakat sen aklın ve canın yaradandan bir habersin mühürlenip kapanmış o hadiselere artık bırak da sen de rabia hatun gibi gece gündüz Allah Erol ol Rabia alelade bir kadın değildi tepeden tırnağa 100 erkeğe bedel bir erdi israf ve çenenin ta kendisiydi ilahi Nora karga gitmiş dünyadan eline eteğini çekmiş muhabbet deryasında dalmış bir.