"Bayım, biraz sonra size bir kitap vereceğim. O kitapta Güneş'e dönük metallerle Ay'a dönük metallerden oluşan iç içe geçmiş iki üçgenin tam ortasında Merkür'ün bulunduğunu göreceksiniz. Anladığım kadarıyla siz henüz Merkür'le ilgili düşünmeye başlamamışsınız bile. Vereceğim kitapta yer alan gezegenlerle metaller arasındaki sembolizma ve çizimler de eminim ilginizi çekecek. Özellikle de bakırın gündoğumunu, demirin günbatımını işaret edenler çok hoşunuza gidecek. Jüpiter ve ay doğuşu ile kurşun ve ay batışı arasında kurulan ilişkiye de eminim şapka çıkartacaksınız."
Nostradamus Bay Whitfeld'in anlattıklarını not aldı.
"O zaman sorunuzun cevabını vereyim Bay Whitfeld. Arabada bulunan tüm araç gereç, geçmiş yıllarda edinilmiş kimya bilgisinin insan sağlığına yönelik kullanılmasının yollarını araştırmaya yarayacak şeyler. Ben de İsviçreli Paracelsus gibi tuz, kükürt, cıvayı beden, can ve ruh olarak tasvir ediyorum. Tüm doktorluk yaşamımda bu üçlü arasında denge bozulduğunda, hastalıkların başladığına tanık oldum. Klinik çalışmalarım bana midemizin bir kimya laboratuvarı gibi olduğunu gösterdi. Özsular yoğunlaşınca hastalıklar ortaya çıkıyor. Hastalıklardan kurtulmanın yolu da uygun ilaçları geliştirmekten geçiyor..."
Alamut'tan bir bulutun sırtında ayrılan Baba Eren, yağmur olup Konya'ya yağdı... Bir bardak su oldu, nur saçan eski kapıdan girdi... Selam verip can yoldaşı Mevlana'nın yanı başında yerini aldı... Hazret heyecan içinde, kendisini ziyarete gelecek genç İbn Arabî'yi bekliyordu...