En sonunda, "Efendim," dedim, "bir sürgünün huzuru, bir günahkârın tövbe getirmesi hiçbir zaman başka bir insana bağlı olmamalıdır; çünkü insan denilen şey ölümlüdür. Sonra filozofların bile yanlış düşündüğü, dindarların bile kötülük yaptığı da görülmüştür. Bir insan, ruhunun dirliği için hiçbir zaman başka bir insanoğluna güvenmemelidir. Dünyada hata işleyip acı çekenler doğru yola dönmek için güç, acılarını giderebilmek için şifa arıyorlarsa gözlerini daha yükseklere çevirmelidir."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dolabın üzerinde İsa'nın on iki havarisinin portreleri donuk renklerle, asık yüzlerle çizilmişti, üzerlerinde de siyah bir çarmıha gerilmiş Hz. İsa yükselmekteydi. Durmadan değişen ışık gölge oyununa göre bir an sakallı hekim Luka kaşlarını çatar, derken Yuhanna'nın uzun saçları ürperir, sonra hain Yahuda'nın şeytana benzer yüzü canlanır gibi oluyordu.
"...Zaman zaman bir kafesin sık demir parmaklıkları arasından bir garip kuş görür gibiyim: Canlı, huzursuz,kararlı,tutsak bir kuş var içeride. Bir özgür kalabilse hemen havalanacak! Hâlâ niyetiniz gitmek mi?"
"... Şeytana uymak isterseniz, sonra çekeceğiniz vicdan azabından korkun, Miss Eyre. Vicdan azabı bir zehirdir."
"Pişmanlık getirip tövbe etmenin de bunun panzehiri olduğunu söylüyorlar, efendim."
"Doğallığı, candanlığı hiçbir zaman terbiyesizlik saymayacağımı sanıyorum, efendim. Bunlardan ilk ikisini (doğallığı, içtenliği) severim ben. Öbürüne ise, özgür doğmuş olan hiçbir yaratık baş eğmez, hatta bir maaş uğruna bile!"