Bugünleri geçmişte geleceğin rüyası diye pazarlayanlar, oturmuş kaos dolu manzaralarını izliyorlar. Kimse aynı sahnede olan o koca yalanın hesabını sormuyor.
Hani gelecek bizimdi?
Hani dün dediklerinizi yaptığımızda biz kazanacaktık? Hani huzur, refah, gelişmişlik, eğitim, kurtuluş nerede? Bizi niye kandırdınız?
Hiçbir ürünün , ideolojinin veya fikrin birinci amacı anlatıldığı gibi insanın gelişimine ve refahına hizmet etmek değildir. Bu koca bir palavradır. Bugün dünyayı yangın yerine çeviren zalimlerin kullandığı en yüzsüz argüman, hayırseverlik ve yoksul yanlısı olmak gibi lanse edilen hareketlerdir. Yetimler, muhtaçlar, mazlumlar ve savunmasız yoksullar gibi kılıfı kabul gören topluluklar, bütün insanlığı sömürenlerin en hassas ve duygusal kandırma figürleridir.
Bugün gelişmelerin hızına yetişemediğimiz bu dünyada bütün ihtimalleri düşünmek, araştırmak ve üzerine çokça okuma yapmak zorundayız. Herhangi bir şeyin bize hangi niyetle sunulup dayatıldığını anlamak kaderimizin de bir parçasıdır. Bireysel insanın kaderini kişisel algı, toplumların kaderini ise milletlerin uyanışı belirleyecek. Bizi nasıl bir geleceğini beklediğini en çok bu aralık oluşturur.