İçinde dolaşıp duran ne çok konuşma vardı. Zaman zaman uykuya yatsa da hep uyanan ama bir türlü ayağa kalkamayan, çekingenliği üzerinden atamamış ne çok konuşma...
Söylenecek son bir söz varmış da onu söylüyormuş gibiydi adam. Kimsenin inkâr edemeyeceği doğruları, bir yüreğin kaldıramayacağı acıları, sevmek denilen şeyin özünü söylüyormuş gibi. Bir ruhun hayal bile edilemez derinliklerini deşiyordu sanki.
Şimdi burdan bakınca... Türkiye'de tanınmak filan mühim değildi. Babamın sevgisini, takdirini kazanmak, onunla maça gitmek istiyordum aslında... Benim için Türkiye babam demekti.