İnsan dış ortamın sessizliğini bozmadan kendi kendine söylenir, kendiyle konuşur, haykırır. Büyük bir uğultu vardır, ağzımız hariç her yanımız konuşur. Ruhun gerçekleri görülmez ve elle dokunulmaz olsalar da gerçektirler.
Başına gelebilecek ne varsa gelmişti. Tüm bunların acısını hissetmiş, hepsine katlanmış, her sınavdan geçmiş, her acıyı çekmiş, her şeyini kaybetmiş, hep ağlamıştı. Ölümün uykuya benzediği gibi kayıtsızlığa benzeyen boyun eğişe boyun eğmişti. Artık hiçbir şeyi umursamıyor, hiçbir şeyden korkmuyordu.