Fakat nehrin çok ağır akmasına rağmen, hâlâ hareket ediyor oluşu insana her şeyin geçici olduğunu hatırlatan hüzünlü bir his veriyordu. Her şey geçip gidiyordu, bu akıştan geriye kalan neydi? Bütün insanlar, insan ırkı o nehirde birer su damlasıymış ve her biri birbirine hem çok yakın hem çok uzak, isimsiz bir sel gibi, denize akmaya devam ediyormuş gibi geldi Kitty'ye. Her şey çok kısa sürerken ve hiçbir şey çok önem taşımazken, insanların önemsiz nesneleri saçma anlamlar yükleyip kendilerini ve etrafındakileri üzmeleri acınası bir durumdu.
"Benden gerçekten nefret mi ediyorsun, Walter?"
"Hayır." Walter duraksadı, sesi tuhaf geliyordu. "Kendimden nefret ediyorum."
"Neden kendinden nefret ediyorsun?" diye sordu Kitty.
"Çünkü seni sevdim."
Sadece Kitty onun kıymetini bilememişti. Neden? Çünkü Walter Kitty'yi sevmişti ve Kitty onu sevmemişti. İnsanın gönlünde bir adamdan kendisini sevdiği için nefret etmesini sağlayan şey neydi?
Büyülü bir şekilde, sadece varlığıyla insanın acısını dindirebiliyordu sanki. Kitty, Walter'ın gözlerinde bir zamanlar alışık olduğu, hatta o zamanlar sadece rahatsız edici bulduğu o sevgiyi bir daha asla göremeyeceğini biliyordu. Artık onun sevme kapasitesinin ne kadar muazzam olduğunun farkındaydı. Kitty kıskançlık hissetmedi, ama bir boşluk duygusu vardı içinde. Varlığını fark etmeyecek kadar alıştığı bir desteğin aniden çekilmesiyle sarsılmıştı sanki, yıkılacak gibiydi.