Adı:
Boyalı Peçe
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053327677
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Painted Veil
Çeviri:
Meltem Aydın
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
1920’li yıllarda Londra ve Hong Kong’da geçen Boyalı Peçe, bir kadının ruhani uyanışının hikâyesidir. Kitty, annesi tarafından sosyal merdivende yükselmesini sağlayacak bir evlilik yapmak üzere yetiştirilmiştir. Ancak yaşı ilerlerken ufukta böyle bir evlilik belirmeyince panik halinde sevmediği bir adamla; Hong Kong’da bakteriyolog olarak görev yapan Walter’la evlenir. Walter’ın Kitty’nin ihanetini öğrenmesiyle başlayan süreçte, genç kadın kendi sığlığını ve insani zaaflarını fark edecek, hayatında ilk kez anlam aramaya başlayacaktır.
Boyalı Peçe 1924 yılında Cosmopolitan dergisinde tefrika olarak yayımlanmaya başladığında, romandaki kişi ve olaylarla kendi hayatları arasında paralellik kuran bazı kişiler dergiye dava açmışlardı.

W. SOMERSET MAUGHAM (1874-1965): İngiliz romancı, oyun ve öykü yazarı, Paris’te doğdu ve on yaşına kadar bu şehirde yaşadı. Canterbury’deki King’s School’da öğrenim gördü. Heidelberg’de bir yıl geçirdikten sonra Londra’daki St. Thomas Hastanesi Tıp Okulu’na girdi ve 1897’de mezun oldu. Ancak ilk romanı Liza of Lambeth’ın (1897; Lambeth’li Liza) başarı kazanması üzerine edebiyata yöneldi. Of Human Bondage (1915; İnsanın Esareti Üzerine) adlı romanı genç bir tıp öğrencisinin acılı olgunlaşma yıllarını anlatan yarı otobiyografik bir yapıttır. 1919’da yayımlanan The Moon and Sixpence (Ay ve Altı Peni) romancı olarak kabul görmesini sağladı. Bir diğer önemli yapıtı The Razor’s Edge’de (1944; Bıçak Sırtı) ise savaştan yeni çıkmış Amerikalı bir askerin terhis olduktan sonraki arayışlarını anlattı. 1927 yılında güney Fransa’ya yerleşen Maugham, hayatının sonuna dek burada yaşadı.
240 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Kitabın dili ve anlatımı oldukça akıcı. Kitap bir aldatma kurmacası üzerine kuruluyor. Bir aldatma kurmacası Zweig'den sonra ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Zweigin 'Korku' öyküsünde kocasını aldatan kadının eşinin yasak aşkını öğrenmesinden duyduğu korku anlatılıyor. Ve bu korkunun cazibesinin onu tutsak etmesi anlatılırken "Boyalı Peçe"deyse korkudan çok vicdan mukayyesesi ve yüzleşme var. Tavsiye ederim.
240 syf.
·8/10
Modern Klasiklerden olan "Boyalı Peçe" okunması oldukça kolay bir kitap. Akıl ve Tutku da olduğu gibi, bunun da filmini izleyerek geldim. Genelde ben eserin orjinalini daha fazla sevmişsem de diğerinde de olduğu gibi "Boyalı Peçe" de de filmini daha fazla sevdim. Modern Klasiklerde kurgu daha baskın bir şekilde vurgulanıp duyguların gölgelenmiş hissine düşmekteyim şu ara. Tabi bu sözüm Stefan Zweig için değil. O istisna... Neyse kitabımıza gelecek olursak şayet; Baş Kahramanımız Kity'nin uyanış hikâyesidir Boyalı Peçe. Ailesi tarafından iyi bir evlilik yapması gerektiği bilinci empoze edilerek yetiştirilmiş bir kızdır Kity. Etrafındaki herkes özellikle kız kardeşi de evlenmek üzereyken; bu görünmez baskının etkisiyle sevmediği halde Bakteriyolog olan Walter'le evlenir. Ama kendini hiç bu evliliğe ait hissetmez. Bu süreçte ortak arkadaşları vasıtası ile katıldıkları bir davette Konsolos olan Charlie ile tanışır ve olmadık bir şekilde genç adamın flörtöz hallerine kapılıp yasak bir ilişki yaşamaya başlar. Taa ki eşi Walter'e yakalanıp onun şantajıyla yüzleşene kadar. Bundan sonrası yaşamı, Kitty için farklı bir şekilde kıvrım alır ve ruhani uyanışı başlar. "Boyalı Peçe" ne ola ki neden böyle bir isim almış diye soracak olursanız, şöyle ki; kitabın başında " ... adına yaşam denilen boya peçe" dizeleriyle başlamakta. Romanda Kity ve Walter birbirlerini tanımadan evlenirler ve bu yüzden ikisi de aklında çizdiği karakterle evli olduklarının kanaatindeler. Hal böyle olunca her biri muahatabının üzerindeki örtüye yani peçeye kanmış ve ona istinaden evlenmiş olurlar. Aslında şöyle de bir gerçek var; kitap 1920 leri anlatsa da yıl 2018 ve ne yazık ki böyle evlilikler var hâlâ etrafımızda. Neyse, toparlayalım hemen, işte kitabında tam olarak anlatmak istediği budur Sevgili Maugham'ın... Yaşam denilen boyalı peçe... Hisse alınabilecek detaylar saklı bir eserdi.
Hayatı her daim olması gereken gerçeklikte görme ümidi ile...
"Boyalı Peçe istemli körlügün simgesidir.
İstemli körlük ise insanin görebilecekken
kendini gerçeklere kapamasıdır."
Somerset Maugham bu eserinde aslinda basit bir aşk hikayesinden yola çıkmış.1920 li yıllarda sınıf atlamanın tek yolu varlıklı biriyle evlenmektir.Kitty de sırf bu yüzden hiç yakınlık duymadığı biriyle evlenir.Eşini aldatır.Hayatı Hong Kong a gitmesiyle değişir.Hayatının ne kadar boş ve anlamsız olduğunu fark eder.Kendini koleraya karşı savaşa ve kimsesiz insanlara adar.Bu da Kitty nin peçesinden kurtulmasına yol açar.Yalan bir aşkın peşinde koşması ve zenginlikle sınıf atlama çabasıyla boyanan peçe artık yoktur.Kitty artık hayatına anlam katmayı öğrenmiştir.
Kitapta anlatılanlar günümüzde de geçerli maalesef.Özellikle genç kızların okuması gereken bir kitap.
240 syf.
·Beğendi·9/10
Çok akıcı çok etkileyici bir kitap 2 günde bitirdim, çok keyif veriyor okurken o duyguları hissedebiliyorsunuz. Kadın ve Erkek arasındaki sadakat duygusuna sadakatsizliğin yaratığı pişmanlık ve sevgi anlatan çok güzel bir kitap.
(Duvak diye bir filmi var kitabın okuduktan sonra mutlaka izleyin ama önce okuyun kitabı hayal edin derim filmi izlerken hayalinizin örtüştüğünü görünce çok keyif alacaksınız.)
240 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Kronolojik olarak kesin bir yargı belirtemem ama günümüze dek benzer hikayeleri, filmleri her zaman gördük. Bana göre bu kitabı diğer her şeyden ayıran 2 özellik: anlatım biçimi & olay örgüsünün güzel ilerleyişi. Ben okurken sonunu hep tahmin etsem bile asla of, bitse de kurtulsam dediğim bir kitap olmadı. Aksine hikayenin aslını okuyabilmem & günümüzde çıkarılan rezil uyarlamalarının bütün izlerini silecek kadar güçlü bir yapıya sahip olması benim için yeterliydi. Bir otobüs yolculuğunun en çekilir tarafı da lezzetli bir kitapla beraber geçişi. Sanırım "Boyalı Peçe" hep anlatıp tavsiye edeceğim bir kitap olma niteliğini taşıyacak.
240 syf.
·4 günde·8/10
Annesi tarafından; sosyal statüsünü evlilik yolu ile yükseltebileceği öğretilerek büyütülen Kitty, yaşının gelmesine rağmen kendine uygun birini bulamadığı için Walter ile evlenerek Hong Kong'a gider. Kitty'in ihanetiyle sarsılan Walter ve sonrasında aralarında geçen olaylar, Kitty'in kendi hayatındaki zaaflarını ve eksikliklerine dair anlam arayışına girmesine ve hayatının amacını sorgulamasına neden olur. Kitabı okurken bir parça Hristiyanlık propagandası yapılıyormus hissine kapıldım fakat kitap genel hatlarıyla güzeldi. Hepimize bol kitaplı günler dilerim.
240 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Stefan Zweig tadında bir kitap. O kadar sürükleyici ki elimden bırakamadım. Sonunda konunun gereğinden fazla uzatılmış olduğu hissiyatına kapılmış olsam da kesinlikle tavsiye ederim. Modern klasiklerden bir kitap.
240 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Samimiyetsiz yaşayan, sığ bir kadin karakterin hayatının boşluğunun farkına varışının 'bence' yüzeysel olarak işlendiği bir kitap.
Okurken keyif de almadim, beğenmemezlik de etmedim. Bu kitaba karşı duygusuzum. Ama bir okur olarak bu kadar yüzeysel anlatım beni tatmin etmedi.
Sürekli klasik okuyan hatta İş Bankası Klasikler Serisi' ni bitirmeye ugraşan arkadaşlar varsa okusun tabi :)
240 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
“İnsan başkalarını aldatmak idmanını önce kendinde yapar”demiş Refik Halit Karay. Aldattığını sananın kendisi değil midir aslında aldanan?
Edebiyat dünyasında “aldatma” üzerine Zweig , Paul Coelho gibi kalemlerden sonra okuduğum bir başka eser “Boyalı Peçe”. En güzel şekilde yansıtılmış karakterlerin dünyası diyebilirim. Eylül ayı için okuma grubumuzca seçildi. Oldukça akıcıydı. İki günde bitirdim. Gülün Adı’ndan sonra hemen bitivermesi de çok iyi geldi bana.
Kitap 1924’te dergide yayınlanmasıyla dergiye birçok dava açılmış. Anlaşılan,herkes üstüne alınabileceği bir şeyler bulmuş hikayede.Pek de iyi olmamakla birlikte...
Bir aldatmanın ve aldanışın çevresinde dönüyor olay örgüsü. Kızlarına iyi bir evlilik yapması için psikolojik baskı uygulayan bir anne düşünün. Ya da durun ben söyleyeyim. Bizim Firdevs Yöreoğlu’na benziyor bu hanfendi. Kızı Kitty’nin bu baskıdan kurtulmak için henüz tanıştığı Walter ile evlenir. İngiltere’den Hong Kong’a taşınır.Aşktan tutkudan sevgiden mahrum bir evliliktir bu. Kitty bunların boşluğunu Walter’ı aldatarak doldurabileceğini, gerçek aşkı bulduğunu sanır. Bunun farkına varan Walter ise Kitty’e en güzel biçimde-yaşayarak- öğretir ona aslında durumun hiç de sandığı gibi olmadığını. Hong Kong’da yaşarken bakteriyolog olan Walter koleranın kırıp geçirdiği bir yere doktor olarak gideceğini söyler.Kitty’e de onunla gitmekten başka çare kalmamıştır. Kitty Walter’ın kendini ölüme sürüklediğini düşünerek gider peşinden.Burada kendi ruhani arayışına başlar. Ama ters köşe oluruz Kitty ile birlikte. İnsanoğlu bir şeylerin kıymetini hep kaybedince anlar ya zaten. O hesap Kitty’ninki de. Pahalıya patlasa da aradığı kendini bulur sonunda.
Birçok duygudan duyguya girdim okurken. Pek bir hüzünlendim, öfkelendim. Aslında millet gözetmeksizin bütün toplumların bir zamanlar sahip olduğu olgular, yanılgılar, zihinler hakim kitaba. Okuduktan sonra 2006 yapımı Türkçe’ye “ Duvak” olarak çevrilmiş filmini de izledim. Filmi de oldukça beğendim. Ama hepimiz biliyoruz ki somut olmalarına rağmen kitapların verdiği hisler yansımıyor. Aklım hep kitaptaki betimlemelerin güzelliklerine gitti filmi izledikten sonra. Yine de ikisi bir arada olunca iyi gitti. Tavsiye ederim.
240 syf.
·3 günde·8/10
Kitabın dili oldukça sade ve akıcı. Okurken sizi zorlamıyor.

------Spoiler -------
Konusu ise bir kadının evliliğe zorlanması sonucu tanımadığı bir adamla alelacele evlenmesi ve Hong Kong'a gitmesi, beklentisini karşılamayan bir evliliği -ve kocası- olduğunu farkedip kocasını aldatması ve kocasının bunu öğrenmesi ile kadına ceza olsun diye Kolera salgının olduğu Mei-tan-fu ' ya taşınmaları sonucu kadının ruhani olarak değişimini anlatıyor.
------Spoiler----------

Kitabı bitirdikten sonra dillendiremediğiniz bir acı giriyor içinize...
Okumanızı tavsiye ederim.
240 syf.
·2 günde
1924 yılında tefrika halinde yayımlandığı dergiye açılan davalara bakılırsa 'insanın kendi gizliliği içerisinde beslediği can yakıcı faktörler'in Boyalı Peçe'de tokat gibi yüze değdiği fikri kaçınılmazlaşıyor.

Peki bu kaçınılmazlık kadın teması etrafında gelişiyorsa bu mevzunun içinde bir bit yeniği mutlaka vardır. Şöyle ki kitaba hakim olan konu; kız çocuğunun yetiştirilmesi, gençlik çağına gelmesi, gençlik çağındayken ebeveynlerin beklentileri, evlilik, evlilikten beklentileri ve kadın-erkek ilişkisindeki kadının yeri.

Kız kardeşi Doris'in aksine güzelliğiyle tanınan Kitty'nin hayatını şekillendiren evlilik için yapacağı seçimler, adaylar, adayların statüsü ya da mesleği ile alakalı birtakım kriterler üzerinden yazarı Maugham, tüm kaygısını kitaba aktarıyor.

Erkeğin mesleği, statüsünü belirlerken hayatına girecek olan kadın için de önemli(!) bir unsur olduğundan evliliğin derin manasından ziyade dışarıya yönelik bir mana sergilemesi, gereksinimleri ikinci plana itiyor. Ve beklenen huzur, mutluluk edinilemiyor.

Kitabı okuduğum süre içinde Kitty'nin evlenmiş olduğu bakteriyolog Walter'la hesaplaşma içerisine düştüğüm şu 'hislerini yaşayabilmek, anlatabilmek ve dışa dönük olabilmek' mevzusundan Kitty'nin derdine pek odaklanamadım. Çünkü Walter'ın kendini ifade etmekteki pasifliği beni yordu.

Kuru ve manasız bir evlilik teklifinin ardından Kitty'nin evet cevabıyla yola çıktıkları evlilik kurumu, iki tarafında beklentisini karşılayamıyor. Aralarındaki iletişimsizlikten ötürü sevgisizlik meselesi var. Ardından ihanete sürüklenen kadının çetrefilli bir karar vermesi gerekecek. Psikopata bağlayan Walter ve Kitty'nin kolera salgınıyla imtihanı.

Japon kültürünün izlerini taşıyan bu kitabı okurken Kitty'nin uğradığı değişime birebir şahit oldum. Bu değişim onu düşüncelerinin, hayatının sığlığından çeviriyor ve asıl gereksinim duyulan nasıl yaşamak gerektiği gayesine yönlendiriyor.

Sorgulayan, sorgulatan kitapları okumak, kimi zaman vebalı bir okumak edinimi gibi dururken bunun üstesinden gelebildiğim hissiyle Boyalı Peçe'yle muhabbet ettim, dün tüm gün boyunca.

Kitabın hakkında 'dava' gerçeğini ve kaygısını göz önüne taşırsam 'okuyun' derim.
240 syf.
·4 günde·8/10
Yine kapağını ve ismini görüp etkilendiğim bir kitap.Konu bakımından pek tercih etmediğim bir tür olmasına rağmen kitabı okuduğum zaman çok beğendim.
Kitty,iyi bir evlilik yapması için ailesi tarafından yetiştirilen güzel bir kızdır.Yaşı ilerlediği için telaşlanıp sevmediği bir adam ile evlenir.Kitty Walter'e ihanet eder ve bütün olaylar bundan sonra başlar.Yaşadığı şeylerden sonra hatalarını farkeden Kitty,hayatı nasıl bir şekilde yaşaması gerektiğini daha iyi anlar.
Beni en çok etkileyen nokta Walter'in ölümünde Kitty'in sergilediği tavır olmuştu.Gerçek hayatta da bu kitabı okuyanlarını hatalarını farketmelerini sağlayacak bir anlatıma sahip.
"Çok aptalım," dedi Walter. "Seni dünyadaki her şeyden daha fazla sevdiğimi söylemek istiyorum, ama bunu söylemek çok zor geliyor."
Somerset Maugham
Sayfa 25 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
"O kadar acı çekiyordu ki, avazı çıktığı kadar bağırabilirdi; bir insanın bu kadar acı çekebileceği hiç aklına gelmemişti."
"Aptal, uçarı ve boş kafalı olduğunu biliyordum. Ama seni sevdim. Amaçlarının ve ideallerinin bayağı ve sıradan olduğunu biliyordum. Ama seni sevdim. Vasat biri olduğunu biliyordum. Ama seni sevdim."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Boyalı Peçe
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053327677
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Painted Veil
Çeviri:
Meltem Aydın
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
1920’li yıllarda Londra ve Hong Kong’da geçen Boyalı Peçe, bir kadının ruhani uyanışının hikâyesidir. Kitty, annesi tarafından sosyal merdivende yükselmesini sağlayacak bir evlilik yapmak üzere yetiştirilmiştir. Ancak yaşı ilerlerken ufukta böyle bir evlilik belirmeyince panik halinde sevmediği bir adamla; Hong Kong’da bakteriyolog olarak görev yapan Walter’la evlenir. Walter’ın Kitty’nin ihanetini öğrenmesiyle başlayan süreçte, genç kadın kendi sığlığını ve insani zaaflarını fark edecek, hayatında ilk kez anlam aramaya başlayacaktır.
Boyalı Peçe 1924 yılında Cosmopolitan dergisinde tefrika olarak yayımlanmaya başladığında, romandaki kişi ve olaylarla kendi hayatları arasında paralellik kuran bazı kişiler dergiye dava açmışlardı.

W. SOMERSET MAUGHAM (1874-1965): İngiliz romancı, oyun ve öykü yazarı, Paris’te doğdu ve on yaşına kadar bu şehirde yaşadı. Canterbury’deki King’s School’da öğrenim gördü. Heidelberg’de bir yıl geçirdikten sonra Londra’daki St. Thomas Hastanesi Tıp Okulu’na girdi ve 1897’de mezun oldu. Ancak ilk romanı Liza of Lambeth’ın (1897; Lambeth’li Liza) başarı kazanması üzerine edebiyata yöneldi. Of Human Bondage (1915; İnsanın Esareti Üzerine) adlı romanı genç bir tıp öğrencisinin acılı olgunlaşma yıllarını anlatan yarı otobiyografik bir yapıttır. 1919’da yayımlanan The Moon and Sixpence (Ay ve Altı Peni) romancı olarak kabul görmesini sağladı. Bir diğer önemli yapıtı The Razor’s Edge’de (1944; Bıçak Sırtı) ise savaştan yeni çıkmış Amerikalı bir askerin terhis olduktan sonraki arayışlarını anlattı. 1927 yılında güney Fransa’ya yerleşen Maugham, hayatının sonuna dek burada yaşadı.

Kitabı okuyanlar 189 okur

  • Sevim Kozacioglu
  • Oğuzhan Tekin
  • mdh
  • Bendeokuyorum
  • Potuk
  • Nur Küçük
  • Kevser Karaağaç
  • Dido
  • Mücahide Çakan
  • Esra S.

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.2
14-17 Yaş
%12.5
18-24 Yaş
%18.8
25-34 Yaş
%31.3
35-44 Yaş
%18.8
45-54 Yaş
%12.5
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%2.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%86.4
Erkek
%13.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%23 (20)
9
%20.7 (18)
8
%27.6 (24)
7
%24.1 (21)
6
%3.4 (3)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%1.1 (1)
1
%0