Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle demiştir: "Ey Allah'ın Resûlü! Seni gördüğüm zaman gönlüm huzurla doluyor, gözüm aydın oluyor; bana her şeyi anlat" dedim. O da: "Her şey sudan yaratılmıştır" buyurdu. Ben de: "Bana öyle bir şey söyle ki, onu yaptığım zaman Cennet'e gireyim" dedim. Resûl-i Ekrem şöyle buyurdu: "Selâmı yay, yoksulları doyur, akrabaları ziyaret et, insanlar uykuda iken geceleyin namaz kıl, sonra da selâmetle Cennet'e gir."
(Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 295, 323-324, 493).
Ailene namaz kılmalarını emret, sen de onu edâ etmeye devam et. Biz senden rızık istemiyoruz; kaldı ki seni Biz rızıklandırıyoruz. Hayırlı son, takvâ sahiplerinin olacaktır.
Bir gün Resûl-i Ekrem Efendimiz şöyle buyurmuştu: "İsrâfil, sûru ağzına koymuş, üfleme emrini ve iznini bekleyip durur iken ben nasıl sevinebilirim?" Bu söz, ashâb-ı kirâmı çok endişelendirdi. Bunun üzerine Resûlullah Efendimiz onlara: "Hasbünallahü ve ni'me'l-vekîl (Allah bize yeter, O ne güzel vekildir) deyiniz" buyurdu.
(Tirmizî, Kıyâmet 8; Tefsîr 397)bu