Mutluluk neşenin yanında güneşin yanında bir elektrik lambası gibidir. Mutluluğun hep bir nesnesi vardır, bir şeyler yüzünden mutlu olunur, varlığı dışardan bir olaya bağımlıdır. Oysa neşenin nesnesi yoktur. Belirgin olmayan bir nedenle sarar seni, varlığı güneşe benzer, kendi yüreğinin ısısıyla yakar.
.. oysa ağaç değişiktir. Filizlenmesinden ölene dek her aynı yerde durur. Kökleriyle dünyanın yüreğine, dallarıyla da göğe her şeyden daha yakındır.
Cansuyu içinde yukardan aşağıya, aşağıdan yukarıya dolaşır. Günışığına göre yayılır ve toplanır. Yağmuru bekler, güneşi bekler. Önce şu mevsimi bekler, sonra ötekini, ölümü bekler. Yaşaması için gereksinmesi olan şeylerin hiçbiri onun isteği ile oluşmaz..
Kader kavramı yaşla gelen bir düşünce. İnsan gençken genellikle düşünülmez bu ve her olan şey kendi istediğinin ürünü gibi görünür. Kendini taş arşına taş dizip koşacağı yolu yapan bir işçi gibi görürsün. Yalnızca çok çok ileri vardığında fark edersin ki yol zaten örülüdür, bir başkası onu senin için çizmiştir ve sana orada yürümekten başka bir şey düşmez.