Adamım sevdiğini beyan ediyor.
Başlı başına bir deklarasyon.
Ne var ki ihtiyaç anında
kendisi metafizik bir yokluk.
Numarası mevcut;
arayamıyorum.
“Üzgünüm, gel” cümlesi
henüz icraata dönüşmemiş bir taslak.
Seviyor, evet…
Hatta anlatırken dramatik olarak ölüyor.
Sözleri Nietzsche’den çıkma cesarette,
eylemleri ise dipnot bile olamıyor.
Dilindeki delikanlılık heybetli,
pratikte minör bir tereddüt.
Kükreme teoride var,
sahada evcil bir sessizlik.
Belinde silah taşıyor;
ama cesaretini genelde evde bırakmış.
Aslan imgeleriyle dolaşıp
kedice kararlar alıyor.
Şunu bil adamım:
Ültimatom ikna değil,
acziyetin yüksek sesle okunmasıdır.
Karşındaki koyun değil,
sürü istiyorsan güdebilirsin.