📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir yanıyla çelişkili, bir yanıyla da büyüleyici bir alana giriyoruz. Bu alanda her şey "somutun" muğlaklığı çevresinde gelişiyor. Özellikle hekimler, terapistler, öğretmenler ve bilim insanları olarak bizler, hepimiz somutun keşfine davetliyiz,aslında bu keşfi yapmaya mecburuz.
Şeylerin doğal düzeninin tersyüz olması veya çökmesi sonucunda, nörologlar somutluğa genellikle üzerinde durulmaya değmez, tutarsız, gerilemiş bir durum gözüyle bakarlar. Genellikle bu durumda olanları zavallı olarak görürler. Kendi kuşağının en büyük sistematikçisi olan Kurt Goldstein'e göre, insanın övünç kaynağı olan zihnini tamamen soyut ve kategorik olan şeyler oluşturur. Hangi türden olursa olsun beyin hasarının etkisiyle kişi, bu yüksek gerçekliği kaybederek somutluğun neredeyse insanlıkdışı bataklığına saplanır. Eğer kişi "soyut-kategorik tavrını" (Goldstein) veya "önermeli düşünme" becerisini (Hughlings Jackson) yitirirse, geriye "henüz insan olmamış", önemsiz, kof biri kalır sadece.
Beyni hasarlı hastaları anlamak ve onlara yardım etmek istiyorsak, sistematik bir terapi ve bir sanat terapisi uygulamalıyız. He ikisini bir arada uygulamak ise daha iyi sonuç verecektir.