Dünya bu, düşünmeye değmeyecek kadar basit üzerinde yürüyemeyecek kadar zor küçük sevinçlerini yakalamamızı isteyecek kadar acımasız. Hiç gitmeyecek gibi ilerliyoruz sonsuzluğu hissettiren duygular içimizden çıkıyor elimizi tutuyor ve arkasından gitmemizi arzulayan masum bir bakış inanıyoruz gerçek olmayan bir yerde içerisinde barındırdıklarıyla birlikte gerçek sanrısı yaratan mutluluğu görüyoruz, inanıyoruz ve unutuyoruz. Fark ediyor bazıları bir süre düşünüyor ama sanrı tekrar geliyor başımızı göğsüne koyuyor ve kendi elleriyle "yapma ben gerçeğim" diye masum bir ses duyuyoruz ve sonrasında tebessüm. Sanrıyı bir kere görenler sürekli peşinden koşuyor ve koşarken bir adım ilerisinde olduğunu görüyor parmağını uzattığı an da tutacağını hissettiriyor ama sanrı diye adlandırdığım mutluluk arkasına bakarak sürekli gülüyor önüne dönünce gülmeye devam ediyor seni sonsuza kadar koşturacağım diyerek. Önüne döndüğündeki ifadeyi görenler duruyor sanrı da duruyor görenler koşmuyor sanrıyı kullanmaya başlıyor ve mutluluğun hayattaki püf noktası çözülmüş oluyor.