İlk altı(n) yaşında oyuncaklarını arkadaşlarıyla paylaşması gerektiğini öğrenen çocuk, anasınıfına giderken kolayca sosyalleşecektir. Çünkü o, cömertliğin ve arkadaşlığın ne anlam ifade ettiğini bilmektedir.
İlk altı(n) yaşında burnu aktığında hemen silmesi gerektiğini öğrenen, hapşırdığında ağzını kapatan, dışarıdan geldiğinde ellerini yıkayan, her gün dişlerini fırçalayan, misafire terlik veren çocuk, yedi yaşında okula başladığında derli toplu bir öğrenci olacaktır. Sınıfta nasıl söz alınacağını, derse gecikince ne yapılması gerektiğini, bir kez duyması ona yetecektir. Çünkü o hayatın birtakım kuralları olduğunu bilmektedir.
İlk altı(n) yaşında erken kalkmaya alışan, her gün aynı saatte uyutulan, yemeği vaktinde hazır olan, gününün bir kısmını babasıyla geçiren, düzenli olarak parka götürülen çocuk, sekiz yaşındayken ödevlerini zamanında yapacaktır. Çünkü o, programlı yaşamaya alışmıştır.
İlk altı(n) yaşında oyuncaklarını hatta yatağını kendisi toplayan, sofra sermeye yardım eden, alışveriş dönüşü küçük de olsa bir paketi taşıyan çocuk, dokuz yaşındayken "büyümüş de küçülmüş” sıfatını hak eden oturaklı bir sınıf başkanı olacaktır. Çünkü o sorumluluk sahibi olmanın ne demek olduğunu çok iyi bilmektedir.
İlk altı(n) yaşındayken arkadaşlarıyla sorun yaşadığında büyükleri tarafından müdahale edilmeyen, sıkıntılarının üstesinden gelmesi için desteklenen cocuk, on yasına geldiğinde akranlarından daha olgun gözükecektir. Çünkü o, problem çözme yeteneğine sahiptir, sağduyuludur, soğukkanlıdır.
İlk altı(n) yasındayken kitaplarla büyütülen, kitaplarla uyutulan, anne-babasının masal anlatmak yerine masal okumayı tercih ettiği, büyüklerini hep kitap okurken gören çocuk, on bes yaşına girdiğinde tam kitap kurdu olacak, ergenliğin özelliklerini bilecek,