“Bir kadın vardı içimde,
sessiz ama derin…
bakışları akşam gibi ağır,
kelimeleri yarım.”
“Ve bir şarap…
eski bir masada unutulmuş gibi,
zamanla güzelleşen,
içtikçe geçmişi konuşturan.”
“Kadın susardı,
şarap konuşurdu bardağın dibinde,
ikisi de aynı şeydi aslında:
biraz eksik, biraz fazla hatıra.”
“Ben o masada kendime rastladım,
bir yudumda eski bir gülüş,
bir bakışta yarım kalmış bir hikâye.”
“Ne şarap tamamen sarhoş ederdi beni,
ne kadın tamamen bırakırdı kendini…
ikisi de sadece
içimde kalanları uyandırırdı.”
“Ve anladım…
bazı kadınlar içilir gibi değil,
hatırlanır gibi yaşanır.
Bazı şaraplar da
sadece kadehte değil,
insanın içinde bekler.”
Mizginizzm
“Artık ikimiz de biliyorduk veda saatinin geldiğini.
Ne tuhaf; bir ömrü birlikte harcamış iki insandık ama bir o kadar da yabancıydık şimdi birbirimize..."