Tüm yollara giriyordum. Ama yürümeye gelince, yürümüyordum. Her adımda duruyordum; önüme çıkan çakıl taşının ilkin uzağında duruyor, sonra giderek yaklaşıyor, yaklaşıyor, çevresinde dönüyordum; başkalarının benim için aşılmaz bir dağın,hatta kuşkusuz içinde yerleşebileceğim bir dünyanın boyutlarını edinen o çakıl taşına hiç aldırmaksızın yanımdan geçip gitmelerine şaşıyordum.
Bu yüzden de bir beden kusuru olmayan herkesin kabul ettiği şeyi kabul etmek kolay olmuştu benim için de: yani insanın görünüşü ile böbürlenmesinin aptallık olduğu.