Ruh,düşüncelerle bir araya gelince bütün gerçek ağırbaşlılığını yitirir çünkü küçülür.Duygularla bir araya gelince de zorunlu olan zorunu bırakır çünkü hafifler.
İnsan yaşadığı,onun biçimi de olduğu halde,bunun için sırf ona ,canlı biçimidir denemez.Onun canlı biçimi olabilmesi için,biçiminin yaşam,yaşamının da biçim olması gerekir.Biz onun biçimi üzerinde yalnızca düşündüğümüz sürece o,cansızdır,soyuttur.Onun yaşamını yalnızca duyduğumuz sürece de o, biçimsizdir, izlemdir.Yalnızca onun biçimi duygumızda yaşadığı ve yaşamı usumuzda biçim aldığı sürece de o, canlı biçimdir. Bu da, onu güzel diye yargıladığımız yerlerde hep böyle olacaktır.