Bazen esmer bir erkek çocuğu görüyorum, gözlerinin içine bakıyorum, çocuğun gözlerinde görüyorum onu, uçan kuşun kanadında, yağan yağmurun tenime dokunuşunda, kürtçe bir ağıtta, bir halayda, bir Ahmet Kaya şarkısında, bir bağlamaya dokunan ince parmaklı ellerde ve tüm ez te hezdıkımlarda görüyorum ben onu.
Diyarbakır sokaklarında gezerken burnuma doldu kokusu, sanki beni görüyor, sanki varlığımı biliyor, sanki etrafımda geziyor gibiydi. İnsan unutabilir mi sevdiğinin kokusunu ? Soruyorum size, insan aşık olduğu adamın kokusuna benzetebilir mi bir başka kokuyu? Kokosunu duydum diyorum, onu göremedim ama sanki yanımdaymışçasına duydum kokusunu. Sonra ne oldu biliyor musunuz? Onun beni götürdüğü türkü evine gittim, kendime en demlisinden kaçak bir kürt çayı söyledim, geçmiş zamanın hayalleri içerisinde dalıp gitmiştim ki bir şarkı çalındı kulağıma.
Gün gelir de beni unutursun demiştin
Kalbimdeki bu derdi uyutursun demiştin
Ne ben seni unutabildim
Ne bu gönlümü avutabildim
Ne bu derdimi avutabildim
Unutamam seni, unutamam seni
Unutamam seni, unutamam.