“Aaaaaa! Kızım gelmiiiiş!”
Boynuma sarıldı. Bizim evde babam hiç kapı açmaz, hep annem açardı. Annemin sevincini duyunca, içeriden babam da koşup geldi.
“Bana da bırak!” diyerek annemi çekiştirdi.
Sonra beni yanaklarımdan öptü. Bu şekilde karşılanmakta şımartıcı bir şeyler vardı. İhtiyaç duyduğum bir şeyler. Düşmanca bir dünyanın içindeki bir şefkat adası.
“Burası özel bir mezarlıktır” demiş. “Buraya gömülen insanlar mezar taşlarının üstüne gerçek yaşlarını değil, hayatta mutlu oldukları günleri yazarlar. Kimi 21 gün mutlu olmuş, kimi 37 gün. 52’yi geçen çıkmadı daha.”