Doğu ile Batı arasında hayalin ve hakikatin iç içe geçtiği bir zamanda yaşayan İbn Sinâ, yalnızca bir filozof ya da hekim değil, aklın sınırlarını zorlayan istisnai ve çok önemli bir bilim insanıdır. 
Bilim tarihine yön veren isimler, çoğu zaman yalnızca yaptıkları keşiflerle değil, bu keşifleri mümkün kılan çok yönlü entelektüel birikimleriyle de öne çıkarlar. Antikçağda bilgin olmak, tek bir alanda uzmanlaşmaktan ziyade matematikten coğrafyaya, astronomiden filolojiye uzanan geniş bir ilgi alanı kapsıyordu.