“Aynı nehre iki kez giremezsin”. Oysa, aynı nehre bir kere bile giremezsin.. çünkü nehir akmaktadır. Nehir çok hızlı akmaktadır ve yalnızca nehir değil, sen de akarsın. Aynı nehre iki kez giremezsin çünkü nehir değişir. Aynı nehre iki kez giremezsin çünkü sen de değişirsin. Değişmeyeceğimize inanırız. Bununla birlikte insanların da değişmeyeceğine inanırız. Ama öyle değildir. Biz de değişiriz insanlar da değişir. Bazen yapmam dediğiniz şeyleri yaparken buluruz. Ya da en basitinden bir ilişkide zaman verelim ara verelim düzelir belki deriz ama o saatten sonra o ilişki ne eskisi gibi olur ne de bizim hissettiklerimiz eskisi gibi. O yüzden bazı şeylerin tekrarı yoktur. Tekrar yaşamaya kalksak bile eski tadı olmaz.
"Birisi, kabuk tutmuş yaralarımızı okşamaya başladığında, cırt diye açılıveriyor ve oluk oluk kanama başlıyor yeniden… Birine teslim olduğumuzda ve içimizi döktüğümüzde, bedenimiz ve ruhumuz kan içinde kalıveriyor. O yüzden değil mi, içimizi tutmalarımız, birine teslim olmaktan korkmalarımız, ortalıkta tedirgin ve gergin dolanmalarımız? -anlatsam mı, anlatmasam mı?- kararsızlığımız, -bu sevgi beni acıtır mı?- kuşkularımız…
Her zaman seni üzecek birileri olacaktır. Tek yapmamız gereken; sevginin bize vadettiklerine güvenmeyi sürdürmek, ama kime ikinci defa güveneceğimizi de iyi seçmek.”
Cep telefonları uzaktakileri
bize yakınlaştırıyor ama bizleri yakınımızdakilerden uzaklaştırıyor.
Bizden bin ışık yılı uzaktakilerle
bağlantı kurup da bir bakış
yakınımızdakilerle bağ kuramayışımız,bizim ayıbımızdır herhalde.
Elimizdeki telefonlarla sürekli
kayıttayız ama birbirimize kayıtsızız.!