Mümine SARIGÜL

Mümine SARIGÜL
@Mmn_SRIGUL
Duygusal bir anda, esen rüzgarın savrukluğunda, zamanı geçiren saatin altında yalnız ben vardım.Hoşçakal giden günüm..
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Güzel Kalmak..
Vakit geçiyor, zamanımız kısalıyordu. Her geçen gün bizden anılarımızı, anlarımızı alıp götürüyordu. Gördüğüm manzara, bir kaç kişinin oturduğu bir kamelyadan, yemyeşil ağaçlardan ve ahşap köprülerden oluşuyordu. Geriye dönüp yoluma devam ederken aşağıda, beton bir köprünün altından akan suyu farkediyorum. Akan su, şehrin gürültüsü içerisinde bile duyabileceğiniz bir ses ile hayatın akışında yerini alıyordu. Soğuk bir hava vardı. Mevsim bahardı. Aylardan mayıstı. Ancak ne mevsim ne de aylardan mayıs olması bu soğuğa engel olamıyordu. Köylerine ve yaylalarına yağmış olan kar, şehrin merkezinde de soğuk bir hava estiriyordu. Yol uzadıkça adımlarımıza hız veriyorduk. Oysa insanoğlunun katettiği yol uzadıkça adımları yavaşlar. O yol uzadıkça varlığına eklenenler ve varlığından eksilenler olur. Bazen şikayet eder oluruz kalabalıklardan. Kaçarız sakinliklerin olduğu yerlere. Aslında bizi rahatsız eden o kalabalıklar değil; onlara uyum sağlayamamaktır. İşte o zaman yorar bizi kalabalıklar. Yorulma insanoğlu, hayat, her rengiyle, dört mevsimiyle, yağmuru, karı, fırtınasıyla şimdilik var. Kıymet verdiğin ne varsa senin varlığınla bir bütün. Varlık, olunca yokluk senden geriye de biriktirdiğin iyi veya kötü ne varsa anı olarak yad edilecek. Ne konuştun, ne yaptın, ne verdin ve ne aldın? Bunlar ete kemiğe bürünecek. Kolay değil güzel insan olmak, kalbi çocuk kalmak. Ve kolay değil senin için güzel konuşacak insanlar biriktirmek. Nedir insan tabiatı? O, doğuştan iyi veya kötü müdür yoksa hayat şartları mıdır onu iyi veya kötü yapan. İyi veya kötü neye göre? Sen ne kadar iyisin ki bir başkası için iyi veya kötü diye kıstaslar belirleyebiliyorsun. İyilik veya kötülük dilde mi, gönülde mi, yapıp ettiklerinde mi? Nedir hayatın akışında seni yönlendiren? Aklın mı kalbin mi? Sonu
İnsan ve Duygular
Paylaşmak..
Bana ayrılıp bir kenara bırakılanlar, gördüğümde mutlu etmişti beni. Neydi acaba bunlar, kim bıraktı diye düşünmeden işyerindeki masamda bulduğum bir avuç tadımlıklar. Dışarı çıkmayı tercih etmiş, öğle yemeğine onların arasına katılmamıştım. Oysaki ne kadar şanslıydım. Benim çıkıp gitmeme rağmen sıcaklıklarını her zaman hissettiren o arkadaşlarımdan, beni unutmayıp yediklerinden bir parça ayıranlar olmuş. Öğle arasına çıktın, dışarıda yemeğini de yedin. Şimdi seni düşünerek ayrılan bu lokmalıkları ne yapacaksın bakalım. Onları sonra yemek üzere aldım ve bir kaba koydum. Bir bardak çay ile günümü devam ettirmeye karar vermiştim. Kitabım önümde; Mustafa Kutlu'dan "Şehir Mektupları"nı okumak üzere kitabın kapağını açıyorum ve kaldığım sayfasından devam ediyorum. Uzun süre ara verdiğim kitap okumalarıma bu kitap ile yeniden başlıyorum. Benden arkadaşlığını esirgemeyen, okumak için onlara yöneldiğim her an kendilerini bana açan o kıymetli kitaplar. Benim insanlardan uzaklaşmam konusunda suçlu olarak onları ilan etmiştim. Oysaki onlar benim yalnızlığımda bana yoldaş, kötü insanlarla karşılaştığımda sırdaş olmuşlardı. Sundukları hayatlarla hayatta herşeyin ve her türlü insanın olabileceğini onlardan görüp öğrenmiştim. Ve artık kabul ediyordum herkes iyi olamaz. Karşına iyiler çıktığı kadar kötüler de çıkacaktı ki hayatında dönüm noktaların olabilsin. Çünkü o hayat ki; hep kendi kabuğunda yaşayarak varlığını sürdürmüş, zorluklarla karşılaşsa bile mücadelelerini kendi içinde yapmış. İç alemi onun için dışarısı olmuş, zorluklarla yaptığı mücadelelere karşı galiplikleri yine kendi içinde yaşanmış. Öfke, hırs, başarı, mücadeleler, içinde patlamaya hazır büyük bir volkan oluşturmuş. Ve bir gün o patlama yaşanır; her şey ve herkes bu patlamadan nasibini alır. Onun için artık
İnsan ve Duygular
Yolcu..
Bir gece vaktiydi. Dere, ara sokaktaki yol boyunca uzanıyordu ve o karanlığa rağmen ışıl ışıldı. Üzerine yapılmış olan köprünün ışıkları, derenin sularına renk katıyordu. Köprüden dereye yansıyan ışıkların oluşturduğu görüntü, güzelliğiyle beni etkilemişti. Otobüs yolculuğu, bana karanlık yollarda çeşitli hikayeler yazdırıyordu. Bir otogarda inenler, başka bir otogarda binenler; bavulunu alıp arkasına bakmadan gidenler, bavulunu bagaja koyup geride bıraktıklarına el sallayanlar. Sevdikleri tarafından beklenenler, bir amacı olmadan gezmeye çıkanlar. Otobüs yolculuklarını seviyorum. O yolculuklarda aklıma ne yorgunluk, ne de uyku gelir. Karanlık bile olsa gözlerim, dışarıda olanı biteni ve kurulu düzeni seyreyler. Birbirine doğru hareket eden iki araç. Yol aynı yol olmasına rağmen araçların biri gidiş yolunda, diğeri dönüş yolundadır. Bu araçların bekleyenleri farklı farklı şehirlerdedir. Benim için yol bitmek üzeredir. Bu kısa yolculuğumda yine farklı farklı insanlarla karşılaştım. Memleketi, kültürü, kişiliği ve karakteri farklı insanlardı bunlar. Ben yolculuğumu burada sonlandırırken otobüs yoluna devam ediyordu. Ülkenin bir ucundan yola çıkmış diğer bir ucuna gidiyordu, yolu uzundu. Ben şoför ve muavine iyi yolculuklar dileyerek bavulumu alıp yoluma koyuluyorum. Bekleyenime kavuşma vakti.. 10.05.2024 Mümine SARIGÜL
İnsan ve Duygular