Bu Kitap, umumiyetle kişileri
anlatmaz, kişilikleri anlatır; şahısları anlatmaz, şahsiyetleri
anlatır. Çünkü insan ölür, kişilik kalır. Ölen kişidir, kişilik
ise kıyamete kadar bakidir. Ölen şahıstır, şahsiyet kıyamete
kadar bakidir.
Arif Nihat Asya merhum der ki;
"Y eryüzünde inkar, yeryüzünde ihanet altın devrini yaşıyor.
Diller, sayfalar, satırlar 'Ebu Leheb öldü' diyorlar.
Ebu Leheb ölmedi Ya Resulallah,
Ebu Cehil kıtalar dolaşıyor."
Ben bir sudan ibaretim, bir katreden bidayetim,
İlelebet sanma beni, ezel içre nihayetim
Belki etten abideyim, lazım değil nafıleyim
Tek başına sanma beni, mahşeri bir kafıleyim."
Tek başına sanma kendini bu yolda, bu yol peygamberlerin,
sıddıkların, şehitlerin, salihlerin -maziden atiye, geçmişten
geleceğe ilelebet uzanan- yoludur.
Şeyh Sadi-i Şirazi diyor ki; İçki a içti, sarhoş oldu,
o içki onu ele verdi, yalpalayarak yürüyor besbelli günah
işlemiş. Peki, haram yiyen de sarhoş olsaydı, gıybet eden de
sarhoş olsaydı, iftira atan da sarhoş olsaydı, suizan yapan
da sarhoş olsaydı, zulmeden de sarhoş olsaydı, sen sokağa,
çarşıya, pazara çıktığında kimseyi ayık göremezdin. Onun
günahı, onu ele veriyor.